Japonların iç anlamına gelen uchi ve dış anlamına gelen soto diye iki kelimeleri vardır. Çevrelerini ve insanlarla yakınlık kategorilerini bu iki seçenek üstünden modellerler. Uchi, kendilerine gerçekten yakın çevreyi anlatırken, soto yabancı sayılabilecek daha dış katmandaki insanları simgeler. Bu insanlara davranış şekilleri arasında muazzam fark bulunsa da soto insanlarına da gayet saygılı ve samimi görünürler. Fakat bu samimi üslup, gerçek bir samimiyetle karıştırılmamalı çünkü her ne kadar saygılı davransalar da soto insanlarını kendilerinden bir adım uzakta tutabilmek esas amaçtır. Soto insanları sadakat ve güvenilirliğini ispatlayabilirse, uchi insanı yani en yakın çevre haline gelirler ve işte o zaman Japonların dostluğuna doyum olmaz. Bir uchi haline gelmiş bir Japonla dostluğunuzu ortalama Amerikan dostluklarıyla asla mukayese edemezsiniz. Öyle ki kara gün geldiğinde tüm o batılı "arkadaşlarınız" size sırtını dönüp giderken sizin yanınızda kalıp yardım eden kişi uchi bir Japon arkadaşınız olacaktır. - Alexei Maxim Russell

Kısa Japonya gezimde Japonya'nın bambaşka bir diyar olduğunu anlamıştım. 2010 yılında henüz bir lise öğrencisiyken yaptığım Japonya gezim sanıyorum ki hayatımdaki en önemli ve güzel anılardan biridir hala. Japonya'yı ilk gördüğünüzde fark ettiğiniz şeylerin başında teknoloji ve güven geliyor. Tokyo'nun en işlek caddeleri bile gece yarısı olduğu zaman inanılmaz düzenli ve güvenilir halde kalabilmekte. Sokakların ve insanların temizliğini de anlayabilmek için çok vakit geçirmeniz gerekmiyor. Japonlar tıpkı karıncalar gibi toplum hayatına inanılmaz uyum sağlayabilmiş bu yüzden de sokakta onları tek tip tavırda görebilirsiniz. Kaldırımlar ve yaya geçitlerinde sanki daha önce prova edilmişçesine düzgün ve senkronize şekilde yürüyüşlerinden tanıyablirsiniz Tokyo'luları.

Japonya sokaklarında olur da kaybolursanız herhangi birine gideceğiniz yeri sorduğunuzda size olabildiğince detaylı yardımcı olacaktır. Elbette bu soruları İngilizce değil de Japonca kelimeler kullanarak yapmanız şiddetle tavsiye edilir çünkü İngilizce konusunda çok tutuk ve çekingenler.

Hashi denen çubuklarla geleneksel Japon yemeği Suşi
Suşi her ne kadar Japon yemeği dediğimizde akla gelen yiyecek olsa da aslında Japonlar suşiyi sürekli tüketmezler. Tıpkı bizim her gün pide, yaprak sarması tüketmememiz gibi... | Unsplash
En iyi Japonca öğretmenleri müsait
Kardelen
5
5 (37 yorum)
Kardelen
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sibel
5
5 (8 yorum)
Sibel
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Onur
5
5 (5 yorum)
Onur
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Birnaz
5
5 (7 yorum)
Birnaz
₺120
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Refika
5
5 (2 yorum)
Refika
₺75
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ahmet
Ahmet
₺50
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Beril
5
5 (1 yorum)
Beril
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Funda
Funda
₺75
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kardelen
5
5 (37 yorum)
Kardelen
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sibel
5
5 (8 yorum)
Sibel
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Onur
5
5 (5 yorum)
Onur
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Birnaz
5
5 (7 yorum)
Birnaz
₺120
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Refika
5
5 (2 yorum)
Refika
₺75
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ahmet
Ahmet
₺50
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Beril
5
5 (1 yorum)
Beril
₺80
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Funda
Funda
₺75
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Başlayın

Japon Kültürü Hakkında Önemli Notlar

Suşiyi tadınca ne kadar güzel olduğunu fark edip bunun üstüne Japonca öğrenmek ve Japonyaya gitmek istemek çok da mantıklı bir durum olmaz. Elbette suşi çok güzel ve değişik bir yiyecek ancak yeni bir dil ve kültür öğrenmek uzun zamanlar ve kararlılık ister. Ne yazık ki yabancı dil öğrenmeye karar veren çoğu öğrenci bu eğitimlerini dilde akıcı olabilecek seviyeye kadar sürdürmezler.

Yabancı bir dil öğrenirken o ülkenin kültürünü de sevmek başarılı olmak için önemli bir etkendir. Dil ve kültür birbirinden bağımsız olarak düşünülemeyecek değişkenlerdir ve bir dilde gerçekten akıcı olabilmek için bir noktada mutlaka kültürünün içine de bir şekilde girmemiz gerekecektir. Her kültürün öne çıkan kültür öğeleri vardır ve bu öğeler o dile karşı duyulan tutkunun devam etmesini sağlarlar. Şimdi Japonya'nın öne çıkan bazı kültür öğelerinden bahsedeceğiz.

  • Yemek: Japon mutfağı hiç şüphesiz ki en önemli mutfaklardandır ve bu açıdan önemli bir kültür öğesidir. Japon yemekleri hem batı yemeklerinden farklı hazırlanışlarıyla hem de yapılan bazı araştırmalar ve Japonya'daki uzun yaşam süreleri de göz önünde bulundurulduğunda sağlıklı oluşuyla ön planda tutulmaktadır. Japon mutfağı dediğimizde aklımıza ilk gelecek besinler balık, pirinç, yeşil çay olacaktır büyük ihtimalle. Özellikle Türk mutfağıyla neredeyse hiçbir ortak noktası bulunmayan Japon mutfağını Türk mutfağının zıttı olarak bile görebiliriz. Geleneksel olarak Japon yemeği olarak bilinen suşi, aslında Japonların düzenli olarak yediği günlük bir yemek değildir. Bizim yaprak sarmamız gibi, piknik veya özel günlerde özel olarak hazırlanan bir yiyecektir suşi. Bundan dolayı da suşi ile doyulması pek mümkün değildir. Günlük olarak en çok tüketilen besinleri düşündüğümüzde fermente edilmiş soyadan yapılan miso çorbası, bento kutuları, ramen denen kalın kesilmiş sulu ve sebzeli makarna yemekleri aklımıza gelebilir.
  • Pratiklik: Japonya, trafiği olsun, kurumları olsun gerçekten pratik ve işleyici bir düzen oluşturmuş bir ülke. Bu ülkede seyahate çıktığınızda veya bir işiniz olduğunda sistemin ne kadar hızlı ve pratik işlediğini gördüğünüzde şaşıracaksınız. Metroların dakikasında gelip, vardığını görmek de ayrı bir şaşkınlık. Bunun en büyük nedenlerinden biri Japon insanların çalışkan, tertipli ve dakik olması. Batılı insanları uyuşukluk ve sorumsuzluk ile suçlayan Japonlar biri işi vaktinde bitirebilmek adına tüm önlemlerini almaktalar. Batılıların bahtsızlık, şanssızlık olarak nitelendirdikleri günlük olaylar onlara göre yalnızca işi ertelemek ve bahane kaynaklı sorumsuzluklar. Bundan dolayı günlük buluşmalarda dahi Japonların çok dakik ve ciddi olduğunu, akıcı sistemlerinden faydalanırken saygınızı ve uyumunuzu gösterebilmek adına aynı dakikliği göstermeniz önemle rica olunur.
  • Temizlik: Japonlar gerek kendileri gerek çevreleri adına temizlik hastası bir millet! Bu ülkede çamaşır suyu, deterjan gibi temizlik maddeleri pek çok ülkeye göre daha fazla satmaktadır. Sokaklarının ve binalarının temizliği gözlerinizi kamaştıracak. Özel taharet sistemine sahip yeni model tuvaletleri, tuvalet kağıdı ve sabun kullanmanızı bile gerektirmemekte! Bu yıkama sistemi ılık, ayarlanabilen tazyikli, bazen sabunlu su ve arkasından ısı ile kurutma makinesi, koku giderme ve pudralama sistemlerini içerebilmektedir. Tuvalette çevreci, güvenilir pratik temizlik artık hemen hemen tüm hanelerde bulunabilmektedir. Bunun dışında en çok roll on deodorantların satıldığı ülke Japonya! Toplu taşımayı aktif ve kalabalık şekilde kullanan Japon halkı kokularına ve hijyenlerine ekstra önem vermekte. İşte bundan dolayı Japonya'nın ılıman ve nemli ikliminde yoğun tempoda bile her daim temiz ve taze kokmak onlar için büyük bir gereklilik. Pek çok ülkenin aksine Japonya'da toplu taşımada çok yakınında durduğunuz kişilerin bile kötü kokmadığını fark edeceksiniz. Buna ek olarak batı dünyasının çok sevdiği şekerli, baharatı ve vanilyalı parfümleri Japonlar genel olarak sevmez ve kullanmazlar. Dolayısıyla yine metro ve otobüslerde yoğun parfüm kokusuna rastlamanız da pek mümkün değildir. Genellikle kolonya tarzı limon, mandalina, kiraz çiçeği, yeşil çay gibi hafif ve naif kokular almaya hazırlanın!
Çiçeksi Japon parfümleri
Japonlar hayatta da minimalist ve temiz oldukları gibi koku tercihlerinde de iddiasız, temiz ve çiçeksi parfümleri bulundurmaktalar. | Unsplash

Bu sayılanlar Japonya'nın elbette ki öne çıkan pozitif kültürel öğeleri olsa da daha pek çok güzel öğeden bahsetmek mümkündür. Tabii ki bu kısa makaleye büyük Japon kültürü sığamayacak kadar geniştir. Bir örnek daha vermek gerekirse evlerine ayakkabılarını çıkarıp girmeleri bizim kültürümüze de benzerlik göstermektedir. Temizlik delisi bir toplumdan bahsediyoruz; ne bekliyordunuz ki ?

İzmir'de Japonca Öğrenmek

Hacettepe Akademi'de Japonca Öğrenin

İzmir'de bulunan Hacettepe Akademi, Konak ve Karşıyaka şubeleri ile hizmetinizde. Japonca derslerini yüz yüze ya da online olarak iki çeşitte sunan Hacettepe Akademi, ilköğretim, lise, yetişkin düzeyinde Japonca kursları veya Japonca yeterlilik sınavına hazırlık özel kursları vermektedir. Lise düzeyi Japonca kurslarına B2 düzey Japonca bilgisi olan herkes katılabilmektedir. İlköğretim düzeyi Japonca kursları ise tahmin edeceğiniz gibi A1 düzeyden yani ilk düzeyden başlamaktadır. Yetişkin Japonca kurslarına ise yine B2 düzey bilgisi olan ve 18 yaşını tamamlamış bireyler katılabilmektedir. Yetişkin Japonca dil kursu almanın amacı, Japonca temeli olan öğrencilere pratiklik ve ilerleme sağlayabilecekleri bir ortam oluşturmaktır. Teknik Japonca gibi mesleki bilgiler içeren kurslar da talep üzerine verilebilmektedir. Yüz yüze Japonca dersleri tek kişiye ya da sizin çevrenizden bulacağınız iş arkadaşı, arkadaş, akraba gibi 3-4 kişinin oluşturacağı minik gruplara verilmektedir. Hacettepe Akademi, kalabalık dil sınıflarının özellikle dili ilk öğrenme aşamasında öğrenciye külfet olduğu ve verim olarak sıkışık okul derslerinden hiçbir farkı olmadığı görüşünde. Bu açıdan sınıf anlayışıyla değil de birebir ders anlayışıyla ders vermekteler. Fakat dediğimiz gibi dilerseniz kendi sosyal çevrenizden, sizinle aynı seviyede 4 kişiye kadar özel sınıf açılma imkanı da var. Bu sayede sınıftakiler tanıdıklarınız olduğu için dil öğrenirken çekinmeyeceksiniz, öğretmeniniz de direkt olarak sizinle ilgilenme ve gözlemleme imkanı olduğu için anlayıp anlamadığınızı net bir şekilde fark edebilecek.

Peki ya kalabalık dil sınıflarının bir faydası yok mu? Elbette onların da bazı faydaları var fakat bu faydalardan B2 düzeyi geçilmediği sürece bahsetmek yerli olmaz. B2 düzeyini geçkin öğrenciler kalabalık sınıflarda iletişim ve sunum yeteneklerini daha çok geliştirme imkanı bulabilirler. Bu açıdan kalabalık konuşma grupları ayrıca açılır ki o kişi o dilde tam olarak pratik yapmayı ve çekingenliğini üstünden atmayı, çevresini dinlemeyi öğrensin.

Yakitori - Japon tavuk kebap
Japon mutfağında Türk damak tadına en yakın yiyeceklerden biri de Yakitori denen tavuk şiş kebaptır. | Unsplash

Japonca kursu bulmak ve Japonca öğrenmek her zaman için kolay değil. Çünkü en çok tercih dilen ve yaygın diller arasında gözükmüyor. Ancak Ankara, İstanbul, Bursa, Adana, Antalya, Eskişehir ve Konya'daki seçeneklerinizi görmek için şehirlerin üstlerine tıklayabilirsiniz. Özellikle Japonca kursu istanbul ve çevresinde en çok bulunan şehirlerden birisidir.

Dalton Dil Stüdyo'da Japonca Dersleri

İzmir'in kalbi Alsancak, Kıbrıs Şehitleri Caddesinde bulunan Dalton Dil Stüdyo başta Japonca olmak üzere pek çok dünya dilinin eğitimini sunmaktadır.

Dalton Dil Stüdyo Japonca kursunda sizlere günlük hayattan örneklerle deneyimleyerek öğrenim tarzı sunulur. Dil öğrenirken bu dili ne kadar farklı olaylarla ve kavramlarla bağdaştırabilirsek, kalıcılığı o kadar artar. Dalton sınıflarında önce, dil size sevdirilir ve bu adımdan sonra öğrenme süreci başlar. Dalton Dil Stüdyo’da, dili hayatınızın merkezine alarak öğrenme sürecinizin devamı sağlanır. Dalton Dil Stüdyo Japonca kursu derslerinde öğrencilerin yetilerini keşfetmeleri için dinleme, konuşma, yazma, okuma aktiviteleri öğrenci merkezli yapılır ve öğrencinin sınıfta aktif olması için motive edici çalışmalar yapılır.

>

Özel ders öğretmenleri ve öğrencilerini buluşturan platform

İlk ders ücretsiz

Bu yazıyı beğendiniz mi? Puanlayın!

5,00 (1 puanlama)
Loading...

Beste

Jack of all trades master of none. Her an her şey ilgi alanına girmiş olabilir. Bir bakmışsınız ilgi alanından çıkmış. 1 hafta önce toplama bilgisayar kurarken şimdi mantı açmanın inceliklerini öğreniyor olabilir. Bilgi çöplüğü, ilgi alanı tüketicisi.