Büyük ihtimalle herkesin bildiği en az bir Yunan tanrısı veya mitolojik hikâye vardır. Hatta belki de Olimpiyat oyunlarından en az bir tanesinin ismini biliyordur: Disk atma, iki tekerli araba yarışı... Maraton koşusunun bile kökleri aslında Antik Yunan'a dayanıyor.

Peki, ya Yunan mimarisi?

Parthenon, dünyadaki en ünlü yapılardan biridir. Athena'yı onurlandırmak için yapılmıştı. Bu yapı o kadar biliniyor ve beğeniliyor ki Regensburg Almanya'da bir kopyası bile bulunuyor. Hatta Parthenon'u merak ediyorsanız ABD'nin Tennessee eyaletindeki Walhalla Anıtı'nı da ziyaret edebilirsiniz.

Aslında Tennessee halkının Antik Yunan'ın büyük hayranları olduğunu düşünebiliriz. Çünkü ismini Yunan tarihinden alan birçok şehri var: Atina, Antioch, Smyrna, Sparta...

Ayrıca Edinburgh'daki İskoçya Ulusal Anıtı da Athena tapınağından esinlenerek yapılmıştı.

Arkeologlar Antik Yunan'ın bıraktığı hazineleri (şiirler, sanat, filozoflar, tanrılar) ortaya çıkarmak için yüzyıllardır çalışıyorlar. Bulduklarını özetleyecek olsak bile sayfalara sığmayacaktır.

Biz Superprof'un bu makalesinde batı kültürünün temelini oluşturan Yunan kültürünün özelliklerini inceleyeceğiz.

Antik Yunan Medeniyeti'nin Zaman Çizelgesi

Eski Yunan Medeniyeti'nde Akropolis
Akropolis, Yunan kanunları ve felsefesinin harika bir örneğidir. | Kaynak: Unsplash

Yunanistan olarak tanıdığımız bölgenin tarihinin çok eskiye dayandığını zaten biliyoruz. Peki, Yunanların şehre yerleşip kendi kültürlerini geliştirmeleri ne kadar sürdü?

Veya "Antik Yunan" ile kastedilen aslında tam olarak nedir?

Daha da önemli bir soru da şu: Yaşadığımız toplumda hâlâ izleri bulunan büyük sosyal devrimlerini başlatan neydi?

O bölgede ilk yaşayan insanlar avcıydı. Arkeolojik bulgular insan faaliyetlerinin MÖ 6000'e, Neolitik döneme kadar uzandığını gösteriyor.

O dönemde birçok başarı yakalamışlardı. Çömlekçilik ve hayvancılık yapıyorlardı. Bu da MÖ 800-500 yılları arasında "antik" olarak adlandırılan dönemden önceydi.

O zamanlarda Minos sanatı çoktan mirasını oluşturmuştu ve Yunan Karanlık Çağı (MÖ 1100-750) sona ermek üzereydi.

Bu Karanlık Çağ Miken Uygarlığı'nın düşmesiyle başlayıp Yunan yazı dilinin yeniden dirilmesiyle sona eriyordu.

Mikenler mühendislik, askeriye ve mimaride çok büyük ilerleme kaydetmişti. Ancak Dorların demir silahlı saldırılarına dayanamadılar.

Dorlar Güneybatı Makedonya'nın dağlık bölgesinde yaşardı. Yunanistan'ın merkezine savaşarak Yunan Uygarlığı'nın ilk çöküşüne sebep oldular.

Mikenlerin saray merkezli bir liderlik sisteminin yönlendirdiği katı sosyal hiyerarşileri, sıkı siyasi sistemleri ve güdümlü ekonomik girişimleri Yunanistan'ı kaosa sürükleyerek Karanlık Çağ'a sebep olmuştu.

Bu süre zarfında halk bölgenin etrafındaki küçük tarım köylerinde yaşadılar.

Bu döneme ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadı ancak saray yönetiminden uzaklaşmanın ve daha ademi merkezi bir sosyoekonomik yönetim biçiminin benimsenmesinin halkın yeniden tek çatı altında toplanmasını sağladığı düşünülüyor.

MÖ 800'den sonra yeni oluşan ulus devletlerine ait arkeolojik kanıtlar Yunan Medeniyeti'nin kendini gerçekten de yeniden inşa ettiğini gösteriyor.

Bu da Yunan Karanlık Çağı ile Arkaik Dönem (veya Antik - Klasik Dönem, MÖ 500-336) arasında sıkışmış bir dönemdir.

200 yıldan fazla süren bu dönemde demokrasinin temelleri atıldı, entelektüel ve akademik büyüme gerçekleşti ve emsalsiz Yunan sanatı kendini iyice belli etmeye başladı.

Şimdi bu büyümeyi mümkün kılan koşulları bir inceleyelim.

Karanlık Çağlardan Sonra Yeniden Birleşmek

"Sarayların düşüşü" ifadesi Miken uygarlığının sonunu, halkın inşa ettiği şehirlerden kaçtığı zamanları simgeliyor.

Bazı insanlar küçük tarım toplulukları oluştururken bazıları bir araya gelip bir süre göçebe olarak hayatlarına devam etmişti.

Tarım kabileleri kısa sürede büyüyüp şehir devletleri veya "polis" oldu. Surlar inşa edip savunma kuvvetleri kurdular. Civardaki polislerle de ticari ilişkiler kurdular. Yunan Medeniyeti gittikçe gelişiyordu.

"Politics" (siyaset) kelimesinin kökü de Yunan polislerinden gelmektedir.

Bu yerleşimler aslında bayağı diplomatikti. Aralarında düzenli ticaret yapıyorlardı ve yaşadıkları topraklar birbirine yakın sayılırdı. Ancak herkesin kendi kültürü, yasaları ve siyasi yapıları vardı.

Bu Yunan kolonilerinde en zengin vatandaşlar lider olarak seçiliyordu (veya kendi kendilerini başa getiriyorlardı) ve bu liderler bir kralın gücüne sahip olan bir oligarşiyi oluşturuyordu. Ancak ilginç bir şekilde çoğu koloni zaman geçtikçe hükümdarları tahttan indirmeye başlamıştı.

Oligarkların sonunu da kısa süre sonra iktidarı ele geçirip kendisi bu güce sahip olmak isteyen despotlar getirdi. Bu despotlar ekonomik veya siyasi krizlerde büyük rol oynuyordu. Krizler hallolduğunda vatandaşlar despotları iktidara yasa dışı yollarla sahip olmakla suçlayıp onların da sonunu getirmişti.

Oligarşi ve despot yönetim döngüsü bir süre böyle devam etti. Bu durum ülkenin diğer bölgelerine ve hatta İtalya'ya kadar yayıldı.

MÖ 6. yüzyılda yeni bir hükûmet organı çıktı: Demokrasi - insanların kendi kendini yönetmesi.

Öncelikle o zamanlar sadece özgür erkeklerin "insan" sıfatına layık görüldüğünü unutmayın. Kadınların, kölelerin ve yabancıların hükûmet işlerinde söz hakkı yoktu. Yani oligarşik sistem sadece erkekleri kapsıyordu.

Siyasetteki bu yeni çağ kapsamlı bir yasa sistemi gerektiriyordu. Yasaları tartışmak, kesin ve açık olarak belirtmek ve kanunnamelere geçirmek çok emek istiyordu. Bu da demek oluyor ki erkekler ekonomik istikrara sahip oluyordu.

Ekonomik istikrarla birlikte nüfus da artmaya başladı. Yunan şehir devletleri yeniden metropol olma yolunda ilerledi. Ancak küçük ve izole tarım arazileri pek işe yaramıyordu.

Akdeniz ve Anadolu'da hummalı bir kolonizasyon dönemi başladı.

Dünyanın bir diğer ucunda kolonizasyon çabaları içinde olan bir uygarlık daha vardı: Mayalar.

Arkaik Dönemde Yaşam

Tüm bu politik ve felsefi gelişmelere rağmen halk büyük ölçüde tarımla ilgileniyordu. Bu da özellikle ekim ve hasat zamanlarında pek boş zamanları olmadığı anlamına geliyordu.

Zeytin hasadında işçiler uzun saatler çok yoğun çalışırdı.

Ağaçlardaki zeytinler sopalarla vurarak yere düşürülürdü, aydınlatmada veya yemeklerde kullanmak, güzellik ürünleri yapmak için işlenip yağa dönüştürülürdü, daha sonra tüketmek için de yağlar depolanırdı.

Tahıl hasadındaki işler de hemen hemen aynıydı. Tahıl önce orakla kesilir, sonra havanla dövülerek kabukları çıkarılırdı. Ve daha sonra tüketmek üzere depolanırdı.

Tüm bu işler bittikten sonra boş zamanları olduğunda veya dini bir tören düzenlediklerinde Yunanlılar eğlenmeyi iyi bilirdi.

Yunan Uygarlığı ve tiyatrolar
Antik Yunan'da halk zaman geçirmek için sık sık tiyatroya giderdi. | Kaynak: Unsplash

Antik Yunan'da Boş Zaman Faaliyetleri

Önemli kutlamalarda ve özel günlerde tiyatroya gidilip oyunlar izlenirdi. Günümüzde Yunan tragedyaları ve komedileri hâlâ varlığını koruyor. İlk tragedyayı hayatımıza kazandıran Yunan şair Thespis'ti.

"Thespis"(tiyatrocu) kelimesi de dünyanın ilk aktörü olarak kabul edilen Thespis'ten gelmektedir.

Tiyatroya gitmek istemeyenler de siyaset ve felsefe tartışmalarına katılabiliyordu.

Bunun dışında zar oyunu ve dama gibi daha sakin oyunların da seveni çoktu. Biraz daha hareket isteyenler misket oyunu oynayabiliyordu.

Tiyatroya gitmek veya tartışmalara katılmak için çok küçük olanlar veya genç delikanlılar ise misket oynayabiliyor, daha enerjik olanlar ve hareket etmeyi sevenler hokey benzeri bir oyun oynayarak zaman geçirebiliyordu.

Bu tür oyunlar genelde çıplak oynanıyordu. Bu nedenle kızların oynamasına izin verilmiyordu.

Peki, Mezopotamya Uygarlığı'nda insanlar zamanını nasıl geçiriyordu?

Antik Yunan'da Kadınlar

Kadınların çok çaresiz bir hayat sürdüğünü söyleyemeyiz ama tabii ki Antik Yunan'daki erkeklerle eşit değillerdi.

Mesela kadınların siyasette söz hakkı yoktu. Hatta Yunan vatandaşı bile sayılmıyorlardı. Bu unvan sadece erkeklere layık görülüyordu.

Kadınların ekonomik fırsatları çok azdı. Zeytin yağı veya çömlek satmaları kesinlikle yasaktı. Ancak erkekler kadınların yaptığı yağları, çömlekleri ve dokudukları kumaşları satıp kâr elde edebiliyorlardı.

Kadınların tiyatroya gitmesi, oyunlarda oynaması veya oyunları izlemesi yasaktı. Yunan tragedyalarında kadın roller vardı ama bu rolleri de kadın kılığına girmiş erkekler oynuyordu.

Kızların ve kadınların boş zamanlarında eğlenmek için fiziksel efor sarf etmeleri uygun görülmüyordu. Bu nedenle bir genç kız erkek kardeşleri ve arkadaşlarıyla koşmak veya oynamak istese bile buna izin verilmiyordu.

Kadınların sosyal konumu Arkaik dönemde daha da kötüye gitti.

Kayıtlara göre o döneme kadar Delphi, Megara ve Gortin gibi şehirlerde kadınlar mülk sahibiydi. Bu da zengin ve ekonomik açıdan bağımsız olduklarını gösteriyordu.

Arkaik Çağ'dan hemen sonra gelen Klasik Yunanistan'da ise kadınlar erkeklerin malı olarak görülüyordu.

Yine de kadınların bağımsızlıklarını kazanmak için izleyebilecekleri bir yol vardı: Rahibelik.

Aztek Medeniyeti'nde de kadınlar rahibe olabiliyordu.

Dini İnançlar

Yunan mitolojisinde çeşitli tanrılar vardı. Ancak Yunan diniyle tanrılar iç içe geçmiş olmasına rağmen anlatılan hikâyelerle din birbirinden farklı konulardı.

Birçok medeniyet gibi Yunanlar da kökenlerini ve hayatlarının anlamını merak ediyor, bunun üzerine uzun uzun düşünüyordu. Varoluşları inandıkları tanrılarla bir anlam ve amaç kazanmıştı.

Bugün Yunan mitolojisi olarak bildiğimiz şey Antik Yunanlıların tanrılarını onurlandırma şekliydi.

O zamanlar hikâyeler anlatılarak ve bu hikâyeleri yazıya döküp okuyarak ibadet ediliyordu. Herkül bu hikâyelere çok güzel bir örnektir. Herkül'ün hikâyesi, bir insanın tanrıların soyundan gelmesine rağmen onların arasında yerini kazanmak için çekmesi gereken eziyetleri gösterir niteliktedir.

Antik Yunan'da din ve tanrılar günlük yaşamın büyük bir parçasıydı.

İnkaların tanrılarını ve inançlarını da öğrenmek ister misiniz?

Yemek masasında insanlar ev tanrıçası Hestia için bir yer ayırır ve ona yaptıkları sunakta ibadet ederlerdi. Dini törenler ve faaliyetler bu kadarla kalmıyordu tabii...

Makalenin başında Parthenon'un Athena'ya ibadet etmek için yapıldığından bahsetmiştik. Yunanlar, tanrılarının onuruna bunun gibi birçok tapınak inşa etmişti. İşte en çok bilinen Yunan tanrıları:

  • Zeus: Tanrıların ve insanların babası, gökyüzü tanrısı
  • Hera: Zeus'un karısı, evlilik kraliçesi
  • Poseidon: Denizler tanrısı, Triton'un babası
  • Demeter: Tarım ve bereket tanrıçası. Kızı Persephone'yi Hades'in kaçırdığına inanılır.
  • Athena: Savaş, bilgelik, sanat, endüstri ve strateji tanrısı. Zeus'un en sevdiği çocuğu
  • Apollo: Müzik ve kehanet tanrısı, Artemis'in ikiz kardeşi
  • Artemis: Ay, avcılık ve hayvan tanrıçası
  • Ares: Savaş tanrısı
  • Aphrodite: Aşk ve güzellik tanrıçası, Hephaestus'un karısı
  • Hephaestus: Ateş ve zanaatkârların tanrısı, Olympos Dağı'nın demircisi
  • Hermes: Zeus'un habercisi, tanrıların en kurnazı
  • Hestia: Ev tanrıçası
  • Dionysius: Üzüm ve şarap tanrısı. Üzüm yetişen her yerde ona şükredilirdi.

Güçlü Olimpia tanrılarına her yerde tapılıyordu ancak Dionysos örneğinde üzüm yetişen yerlerde olduğu gibi bazı tanrılara belli bölgelerde daha çok tapan vardı.

Antik Yunan'da tüm Olimpos tanrılarına saygı gösteriliyordu. Ancak her şehir devletinin kendilerini koruduğuna inandığı tanrıları vardı. Athena - Atina örneğinde olduğu gibi bazı tanrılar şehrinin adını almıştı.

Eski Olimpiyat oyunları da Olimpos tanrılarının şerefine yapılıyordu.

Arkeolojik bulgulara göre Olimpiyat oyunları Arkaik dönemde, görünüşe göre Zeus'un onuruna MÖ 700 yıllarında düzenlenmeye başlamıştı. Oyunlara katılım çok yoğundu. Ancak Makedon nüfusunun çok büyük olmasına rağmen oyunlara sadece Yunan vatandaşlar katılabiliyordu.

Kadınlar zaten "vatandaş" kabul edilmedikleri için katılamıyorlardı.

Peki ya Aborjinler kadınlarına nasıl davranıyordu?

Eski Yunan Medeniyeti'nde Arkaik Dönem
Arkaik Dönem'de Yunanlar insan heykelleri yapmaya başlamıştı. | Kaynak: Unsplash

Arkaik Dönem'in Sonu

Eski Yunan Arkaik Dönemi yaklaşık 300 yıl sürmüştü ve sadece 160 yılında ilerleme kaydedilmişti.

Kral Mycenae'nin cömertliğinin sonunu getiren Dorların saldırısıyla Yunan vatandaşları Dorlara kölelik yapmaya başlamıştı.

İşgalcilerin yuvası hâline gelen şehirlerden kaçan Yunanlar önce küçük topluluklar hâlinde başka yerlere yerleştiler ve en sonunda şehir devletleri kurarak eski yaşam biçimlerine geri döndüler.

O zamanlar Yunan ekonomisi tarıma dayalıydı. Ancak daha büyük akademik ve sivil kuruluşların zeminini hazırlamışlardı.

Yunan Karanlık Çağı'ndan sonra yeniden doğan Yunanistan'da tıp, sanat, felsefe ve politikada benzersiz ilerlemeler görüldü. Konumları nedeniyle bu disiplinlerdeki ilerlemeleri Akdeniz topraklarına yaymaları da oldukça kolaydı.

Roma'daki müttefikleri sayesinde Yunan bilgeliğini ve kaydettikleri ilerlemeleri Roma kültürüne ve imparatorluklarına yaymaları da mümkündü.

Yunan bilim adamları ve matematikçiler büyük ilerlemeler kaydetmişti. Mesela Anaximandros aslında bir yer çekimi teorisi geliştirmişti.

Bu dönemlerde Homeros Odysseia ve İlyada'yı yazmıştı ve heykeltıraşlar artık büyük tanrı figürlerinden ziyade insan boyutlarında heykeller yapıyorlardı.

İyon İsyanı, Pers Savaşları, Peloponnesos Savaşı gibi bir dizi savaşın gölgede bıraktığı bu üretkenlik döneminde Antik Yunanistan nüfusunun ve kaynaklarının büyük bir kısmını kaybetmişti.

Antik Yunan'ın bu kadar kısa bir dönemde tüm dünyayı inanılmaz bir biçimde etkilemesi oldukça hayret verici aslında.

Çok eskide kalmasına rağmen günümüzde birçok toplumu ve inancı şekillendirmesi de bir o kadar ilginç.

Aslında eski uygarlıkların birçoğu günümüz toplumlarının temelini oluşturdu. Bu nedenle Antik Yunan tarihi gibi medeniyetlerin tarihini ve bize bıraktıkları mirasları öğrenmek çok önemlidir.

Tarih öğretmenine mi ihtiyacınız var?

Makaleyi beğendiniz mi?

5,00/5 - 1 vote(s)
Loading...

Seda

Spor yapmayı, film izlemeyi seven; farklı bir kültürü keşfederken ilk yemeklerini deneyen bir çevirmenim. Yeni bir dil öğrenmekse hobilerim arasında.