Aztekler isimli toplumun nereden geldiğini kimse tam olarak bilmiyor. En muhtemel teoriyse Kuzey Amerika'dan göç ettikleri yönünde.

Bu makalede Aztekler hakkında bilgi edinip tarih bilginizin tozunu alacaksınız!

Aztekler bereketli topraklara geldiklerinde bazı kabileler zaten burası için savaşmaktaydı. Göçebe topluluğun lideri çok az bir toprak parçasını işgal etmek istedi ve bu talebi kabul edildi.

Sonrasında olanlarsa ruhani inançlar ve asla dinmeyen hegenomik arzuların hikâyesi aslında.

Aztek medeniyeti özellikleri ve onları bu kadar güçlü yapanın ne olduğuna, nasıl yaşadıklarına ve keşfedilmeye devam eden bir mirası nasıl bıraktıklarına bir göz atalım.

Aztekler Öncesi Mezoamerika

Aztek medeniyeti özellikleri
Aztekler acımasızlardı ama onları diğerlerinden ayıran birçok özellikleri vardı. | Kaynak: Pixabay

13. yüzyılın başlarında koloniler Kuzey Amerika'dan çıkıp bugün Meksika olarak bildiğimiz toprağa küçük kabileler hâlinde yerleşti. Bu topraklara hâkim olmak için çok savaştılar ama hiçbir kabile, bir bölge veya topluluğa egemen olma konusunda başarılı olamadı.

Konuştukları dil Nahuatl olan Meksikalılar ise diğerlerine göre bayağı geç geldiler.

Meksikalılar toprağın en verimli kısımlarına çoktan diğer kabilelerin yerleşmiş olduğunu gördüler. Culhuacan kralını ikna edip görünürde verimsiz olan bir toprağa ekim yapma iznini aldılar. Karşılığında krala paralı asker olarak çalışacaklarına dair söz verdiler.

Bu anlaşma gayet yolunda gitti. Birkaç adam kralın emirlerini yerine getirirken diğerleri şehirlerini inşa edebilmek için kayalar kırıp taşımaya başladı.

Meksika kralın emriyle komşu bir krallıkla çok kanlı bir savaşa girdi. Bunla meşgul olduklarından kralın hem şehirlerini inşa etmelerini hem de arazideki çalışmalarını izlediğini fark edemediler.

Savaş zaferle sonuçlandıktan sonra kral kızını Meksika'yı yönetmesi için gönderdi. Meksikalılar kralın bu hareketini bir ihanet olarak gördü. Büyük ihtimalle tanrıları Xipe Totec öyle emrettiğinden genç kadını öldürdüler.

Bu olay aslında birkaç farklı şekilde anlatılıyor. Bazıları genç kadını kralın gönderdiğini söylerken bazıları Meksikalıların kraliyet kanı dökmek için kızını kendilerinin istediğini iddia ediyor.

Her iki senaryoda da kızının katledilmesi kralı çileden çıkarmıştı. Askerlerine Meksikalıları topraklarından atmalarını emretti.

Apar topar çıktıkları bu yolda bir kaktüsün üstünde yılan yiyen kartal görünce aniden durdular. Bu manzarayı onların tanrılarının yarattığını düşündüler. Orayı kendi vatanları yapmaları gerektiğine dair bir işaret olarak yorumladılar.

Söz konusu topraklar Texcoco Gölü'nün ortasında bir ada olduğundan pek umurlarında olmadı. Askeri açıdan bakınca burası saldırması zor, savunması ise kolay bir yer olacaktı.

Böylece Meksikalılar en büyük şehirleri Tenochtitlan'ı inşa etmeye başladı.

Aztek Toplumunun Temelleri

O zaman kadar göçebe bir kabile olarak bilinen Azteklerin medeniyet ve hükûmetlere dair öğrenecekleri çok şey vardı. Ancak Aztekler hep çok hızlı öğrenen bir toplum olduğundan işleri pek de zor olmadı.

Öncelikle hâlâ yerleşik bir krallığın gölgesinde yaşadıklarından monarşinin nasıl işlediğini gözlemleyerek öğrendiler.

Ayrıca orada yaşarken çiftlik evleri ve araziler konusunda deneyimli olan Culhuacan kadınlarıyla evlendiler. Bu kadınlar toplumun gelecek nesillerine nasıl çalışacaklarını öğretecekleri için çok büyük avantajlar sağlıyordu.

Evler inşa ederek yerleşik hayata geçip nüfuslarını artırmaya başladıklarında yine Culhuacan'dan öğrendikleri yöntemleri ve gelenekleri uygulayarak ilk krallarını seçtiler.

Her şeyin bu kadar pastoral olması sizi yanıltmasın: Komşu krallıklarla kesinlikle barış içinde yaşamıyorlardı.

Sürekli kavga ediyorlardı. Zenginlik ve siyasi egemenlik Aztekleri kana susattı ve bu konudaki maharetlerini çok geçmeden gösterdiler.

Tüm bu çatışmalardan sonra komşu devletler Texcoco ve Tlacopan, üçlü ittifak oluşturmak için Tenochtitlan ile güçlerini birleştirdi. Böylece Meksika Vadisi'ne egemen oldular.

Müttefiklerle sağlam ilişkiler kurulduğuna göre artık medeniyet oluşturma vakti gelmişti!

Aztek uygarlığı takvimi
Aztek takviminin kullanımı Mezoamerika'da oldukça yaygındı. | Kaynak: Pixabay

Aztek Halkında Eğitim

Bu halkın siyasi entrikaları oldukça karmaşıktı ve çok bilgi gerektiriyordu. Sadece vergileri hesaplamak için iyi bir matematik bilgisine değil, yasa tasarıları oluşturmak ve kayıt tutmak için de becerilerini geliştirmeleri gerekiyordu. Bu nedenle erkekler, kadınlar ve çocuklar resmi bir eğitimden geçiyorlardı.

Okulun iki bölümü vardı. Biri soyluların çocukları, diğeri de halkın çocukları içindi. Ancak bu iki bölüm arasında kesin bir çizgi yoktu. Mesela sıradan bir ailenin çocuğu belirli bir konuda büyük yetenekler sergiliyorsa asillerin okuluna gönderiliyordu.

Küçük çocuklara ise evde eğitim veriliyordu. Kızlara anneleri, erkeklere babaları öğretiyordu.

Bu eğitimle birlikte erkek ve kızların rolleri belirlendi. Erkekler avlanıyor, balık tutuyor ve kavga ediyordu; kızlar örgü örüyor, mısırları öğütüyor, yemek yapmayı öğreniyor ve evin bakımını üstleniyordu.

Cinsiyet rollerini tam oturttuktan sonra 15 yaşında akademik eğitim almak için okula gidiyorlardı. Okulda matematik, yazı yazma, tarih ve ulusal marşlar öğreniyorlardı.

Örgün eğitimlerinin ilk yıllarında tüm çocuklar aynı sınıfta oluyordu. İlerleyen yıllarda sınıflar soyluluğa ve cinsiyete göre bölünüyordu.

Peki, herkes aynı eğitimi alıyorsa sosyal sınıflar nasıl ortaya çıkacak diye merak ediyor olabilirsiniz.

Azteklerin Sosyal Yapısı

Aztek uygarlığı 16. yüzyılın başlarında zirvesini yaşarken 200.000'den fazla nüfusu vardı. Tenochtitlan, Kolomb öncesi uygarlıkların en büyük şehriydi.

Aztek toplumunda üç tabaka vardı: Köleler, köylüler ve asiller.

Aztek toplumunda ilk zamanlar kimsenin sosyal konumu ailesinden miras kalmazdı. Herkesin  savaş alanında hünerlerini göstererek veya topluma büyük katkılarda bulunarak bir konum kazanması gerekiyordu.

Bu sistem aslında bir aldatmacadan ibaretti çünkü soylular bu konumları "kazanma" gücüne hep sahip oluyordu. Halkın ise genelde şansı yaver gitmiyordu.

Sıradan bir ailenin oğlunun asil sayılması için kurnaz ve acımasız bir savaşçı olduğunu kanıtlaması gerekiyordu. Ayrıca asker olarak kabul edilmek için beş veya beşten fazla tutsak almak gerekiyordu.

Tutsaklar dini kurban törenlerinde kullanılıyordu. Bu nedenle düşmanları savaş yerinde öldürmektense yakalamak daha önemliydi.

Bir asker katıldığı ilk üç savaşta hiç mahkûm yakalayamazsa sonsuza kadar toplumda kınanır ve köylü sınıfından kabul edilirdi. Bu nedenle askerler genelde düşmanı tutsak etmek için bir olur, soylu sınıfından olma şanslarını artırırlardı.

Aztek kölesi olmak da oldukça ilginçti.

İşlediğiniz bir kabahatten hüküm giyerseniz köle sayılıyordunuz. Ancak mal ve mülkünüz yine sizde kalıyordu. Mahkûmiyetiniz süresince sahibiniz mülkünüze sizin yerinize bakıyordu. Ayrıca kendi köleleriniz bile olabiliyordu.

Kölelik genelde kumar oynama gibi kötü alışkanlıkları olanlara ve "ıslah olmaz" diye sınıflandırılan kişilere verilen bir cezaydı. Pervasız davranan çocuklar genelde bu sebeple köle oluyorlardı.

Köleler görevlerini kusursuz bir şekilde yerine getirirlerse sahipleri öldüklerinde veya sahipleriyle evlendiklerinde veya onlarla çocuk yaptıklarında özgürlüklerini geri kazanabiliyorlardı.  Veya özgürlüklerini satın alabiliyorlardı.

Bu koşulların hiçbiri söz konusu değilse köleler bir sonraki nesle kölelik yapmaya devam ediyordu.

Yoksullar çocuklarını köle olarak satabiliyordu ancak bunun belli bir süresi vardı. İsteyenler kendini de satabiliyordu.

Kraliyet sarayına kadar yakalanmadan gelen kaçak köleler de hemen özgür bırakılıyordu.

Peki, eski Mısır'da köleliğe bir göz atmaya ne dersiniz?

Aztek Toplumunda Kadınlar

İspanyol fethinden önce zenginleşen diğer toplumların aksine Aztekler kadınlarını erkeklerle eşit tutuyordu.

Soylu kadınlar sekreterlik yapabiliyor, hükûmette muhasebeci veya yönetici olarak çalışabiliyordu.

"Sıradan" kadınlar bu gibi prestijli pozisyonlarda çalışamıyordu ancak tüccar, terzi veya yemek tedarikçisi olabiliyorlardı. Ayrıca bir seks işçisi olarak da çalışabiliyorlardı. Bu hiç de hor görülmeyen bir meslekti.

Kadınlar ebe ve ilaç dağıtıcıları olarak görev yaptılar. Hastalıkları teşhis edip hastaları tedavi ettiler.

Bir anne yeni doğan kız çocuğunun rahibe olmasını istediğinde görevinin şartlarının belirlenmesi için bebeği tapınağa götürürdü. Çocuk beş yaşına geldiğinde tapınakta yaşamaya başlar, ritüelleri öğrenir ve tapınağın temizliğinden sorumlu olurdu.

Tapınaklarda kurban edilenlerin sayısını düşününce bu aslında oldukça zor bir iş olmalı!

Aztek imparatorluğu ve Tanrıları
Tüylü yılan Quetzalcoatl, Mezoamerika uygarlıklarında çok önemli bir Tanrı veya doğaüstü varlıktır. | Kaynak: Pixabay

Aztek Tanrıları

Tanrılar hiçbir zaman unutulmuyordu. Ancak birçok Mezoamerika kültüründe olduğu gibi mevcut koşullar doğrultusunda tanrılar bir gözden düşüyor bir yükseliyordu.

Mesela kuraklık olduğunda ve hasat zamanında yağmur ve tarım tanrılarına sesleniyorlardı. Ancak bir fethe yaklaştıklarında savaş tanrılarına daha çok kurban veriliyordu.

Kolomb öncesi Orta Amerika medeniyetlerinden farklı olarak Azteklerin tanrıları üç kategoriye ayrılıyordu: Gök olayları tanrıları, savaş ve kurban tanrıları, toprak verimliliği ve doğurganlık tanrıları.

Aztekler toplamda 200'den fazla tanrıya tapıyordu. İçlerinden en önemlileri şunlardı:

  • Azteklerin babası Huitzilopochtli: Şehri kuracakları yeri gösteren oydu.
  • Yağmur Tanrısı Tlaloc: Mayalardan alınmıştır. En eski tanrılardan biridir.
  • Gece Tanrısı Tezcatlipoca: Karanlık, kötülük ve ölümle ilişkilendirilir.
  • Quetzalcoatl: Gece tanrısının erkek kardeşi. Öğrenmenin, ışığın ve yaradılışın sembolü. Bu tüylü yılan da en eski tanrılardan biri ve Maya kültüründe çok bilinen bir tanrıdır. Mayalar ona "Kukul-Kan" diyor.

Avustralyalıların tanrılarını ve inançlarını da keşfedin!

İnsan Kurban Etmek

Günümüzde sürekli taze kan isteyen bir tanrı korkunç ve barbar olarak görülür. Ancak Azteklerde insan kurban etmek, tanrıları tatmin etmenin ve onların gözüne girmenin etkili bir yolu olarak görülüyordu.

Aztekler kurban konusunda oldukça "cömert"ti. Ancak ayinleri başlatan onlar değil, İnka İmparatorluğu'ydu.

Yine de Aztekler için kurban ayinleri çok önemliydi. Her yıl 10.000'den fazla kişinin "tanrıların huzuruna çıktığı" tahmin ediliyor.

Azteklerin birçok tanrısı vardı ve her birinin düzenli olarak tatmin edilmesi gerekiyordu. Bu insan kurban etme sebeplerinden yalnızca biriydi.

Bunun ticaret ve askeri muharebelere olumlu etkileri oluyordu. Garip bir şekilde bu ritüeller siyasi açıdan da faydalıydı.

Azteklerin sayısı diğerlerine nazaran azdı. Acımasız olduklarını bu şekilde açıkça gösterirlerse çevredeki kabilelerin onlara saldırmaktan korkacaklarını düşünüyorlardı. Ayrıca Aztekler imparatorluğun zirvesindeyken tüm komşu şehirlerden haraç alıyordu.

Köylüler kurban edilecek kişiyi kendi aralarından seçmek yerine komşu köylerden insanları kaçırıp Azteklere kurban edilmek üzere veriyordu.

Bu akıllıca oyun çevredeki şehirlerin bir olup Azteklere saldırmasının önüne geçiyordu ve Aztekler kurban edebilecekleri birçok insan buluyordu.

Anlaşılması ve kabul etmesi güç olan şeyse çocuk kurbanlar. Akademisyenler, kontrol etmesi kolay olsun diye çocukların kurban edilmeden önce uyuşturulduğuna inanıyor. Uyuşturuldukları için çektikleri acıyı pek hissetmemiş olabilirler.

Ayrıca çocuklar kurban edilmeden önce zorla ağlatılıyordu çünkü gözyaşlarının dünyayı nemlendireceğine ve yağmur tanrısının hikmetinin boşa gideceğine inanıyorlardı.

Çocuk ağlamazsa rahipler birkaç tırnağını koparıyordu. Gözyaşları akmaya başladığında ritüelleri başlıyordu.

Peki, Antik Yunan'da çocuklara nasıl davranıyorlardı?

Aztek uygarlığı başkenti
Aztekler terk edilmiş Teotihuacan kalıntılarını keşfedip bu toprakları ele geçirdiler. | Kaynak: Visualhunt

Aztek İmparatorluğunun Düşüşü

Aztek İmparatorluğu'nun ömrü 100 yıldan kısa sürmüştü: 1428-1521. Hernan Cortes olmasaydı daha yüzyıllar boyunca ayakta kalabilecek olağanüstü bir medeniyet kurmuşlardı.

Tanrılarına tapmak için muhteşem yapılar inşa ettiler. Soylu aileler için saraylar ve güzel evler yaptılar. Ekin yetiştirmek için verimli toprakları vardı.

En büyük tarımsal başarılarından biri olan chinampas ile tüm nüfusu beslemeye yetecek kadar tahıl ve bitki ürettiler.

Bu yüzen bahçeler 400-900 metre uzunluğunda ve yaklaşık 4 metre genişliğinde yapılıyordu. İnce dalları örerek sallar yapıyorlardı. Bu sallar yaklaşık 1 metre batana kadar üzerilerine çamur ve kum yığılıyordu.

Sallar ağaçlara demirlendikten sonra herkesi doyurmak için tahıllar ve bitkiler ekiyorlardı.

Aztek takvimi tüm Mezoamerikan medeniyetler tarafından kullanılıyordu.

Bu güneş takvim 365 günlük bir döngüye ve 260 günlük bir ritüel döngüsüne dayanıyordu. Aztekler dini ayinlerinin ve kurban törenlerinin takibini takvimler sayesinde yapıyordu.

Mezopotamyalılar gibi Aztekler de kayıt tutuyordu. Aztek kültürü ve şiirlerinin çoğu kitaplara ve kodekslere yazıldı.

Her birinde Aztek halkının hayatlarına dair askeri, dini ve tarımsal hikâyeler yer alıyor. Bazılarında İspanyolların gelişinden sonraki tarihi olaylar da yazıyor.

Aztek İmparatorluğu'nun ölüm çanları Texcoco Gölü kıyılarında değil, Yucatan yarımadasında çalıyordu. İspanyol kuvvetleri bir keşif göreviyle Küba'dan Yucatan'a gelmişti.

İspanyol vali Velasquez, oraya vardıktan sonra çok daha büyük bir heyetin yelken açmasını emretti. Bu heyetin görevi bölgeyi fethedip ve tüm hazineyi ele geçirmekti.

Cortes'in getirdiği tek şey bir savaş gücü değildi. Kendisi ve askerleri Azteklerin bağışıklığı olmayan hastalıkları da beraberinde getirdi.

Azteklerin çoğu çiçek hastalığına ve gribe yenik düştü. İspanyollar nüfusun büyük bir kısmını katletti. Aztekler yine de pes etmedi.

O sıralar öldürülen İmparator Montezuma'nın bir yeğeni tahta ele geçirdi ve işgalcileri topraklarından kovdu. Ancak Cortes yılmadı. Azteklerin rakiplerinden biriyle güçlerini birleştirip şehre üçüncü kez saldırdı ve Aztekleri bir kez daha yendi.

Zafer kazanan Cortes ve birlikleri Tenochtitlan'ı tahrip etti. Kalıntılarla daha sonra Yeni Dünya'nın Avrupa merkezi olan Mexico City'i inşa etti.

Meksika Azteklerin bıraktığı mirası unutmadı. Aztekleri o bölgeyi ele geçirip oraya yerleşmeye sürükleyen kaktüsün üstünde yılan yiyen karga görüntüsü bayraklarını süsledi.

Sonuç olarak Aztekler kimdir? Aztekler şair, sanatçı, entelektüel ve başarılı mühendislerdi. Ayrıca çok parlak askeri strateji uzmanları, acımasız savaşçılar ve kana susamış tanrılarının tutsaklarıydılar.

Aztek İmparatorluğu her ne kadar kanlı bir tarihe sahip olsa da diğer antik uygarlıklar gibi inanılmaz başarılara imza atmıştı.

Tarih öğretmenine mi ihtiyacınız var?

Makaleyi beğendiniz mi?

5,00/5 - 1 vote(s)
Loading...

Seda

Spor yapmayı, film izlemeyi seven; farklı bir kültürü keşfederken ilk yemeklerini deneyen bir çevirmenim. Yeni bir dil öğrenmekse hobilerim arasında.