Uluslararası iktisat, ekonomi çalışmalarının en önemli dallarından biridir ve bunun sebebini anlamak pek de zor sayılmaz. Uluslararası politik ekonomi derslerinizde mutlaka karşınıza çıkacaktır. Bu derslerde uluslararası iktisat teorisi nedir, mikro ekonomi dersi uluslararası iktisat politikası ne demektir tüm detaylarıyla öğrenirsiniz. İktisat dersleri

Küreselleşmenin gün geçtikçe arttığı bir çağda yaşıyoruz: Uluslararası ticaret artık çeşitli küresel kurumların incelediği bir alandır. Bu kurumlardan bazıları şunlardır: Ekonomi bölümü dersleri

  • Dünya Ticaret Örgütü (WTO)
  • Uluslararası Para Fonu (IMF)
  • Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD)

Okulda alacağınız ekonomik derslerinde davranışsal ekonomi, mikroekonomi ve makroekonomi gibi farklı ekonomik konuları da göreceksiniz. Ancak tabii ki uluslararası ekonominin de önemli bir ekonomik teori olduğunu unutmamalısınız.

Birazdan görebileceğiniz gibi uluslararası ekonomi öğrenciler için oldukça ilginç bir konudur.

Bu alan Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden çıkması (Brexit) ve ABD'nin gümrük vergilerindeki son değişiklikler de dâhil olmak üzere güncel siyaset olaylarını, ekonomik faaliyetleri ve ekonomik sorunları inceler.

Bu disiplin mikroekonomi ve makroekonominin ilke ve yaklaşımlarını da bir araya getirir.

Aldığınız ekonomi derslerinde uluslararası ekonomiye pek ağırlık verilmiyorsa veya bu alanla ilgili daha çok şey öğrenmek istiyorsanız her zaman bir Superprof öğretmenine başvurabilirsiniz.

Superprof ile etrafınızdaki deneyimli ve becerikli ekonomi öğretmenlerini bulabilir, uluslararası ekonomi konusunu daha yakından inceleme fırsatı yakalayabilirsiniz. Birebir veya gruplar hâlinde dersler alabilirsiniz. Binlerce öğretmen bildiklerini paylaşmak için sizi bekliyor! Bu özel derslerde öğreneceğiniz belli başlı konular şunlar olacak:

  • Ekonomik krizlerin çok uluslu şirketler üzerindeki etkileri
  • Uluslararası ticaretin milli geliri nasıl etkilediği
  • Finansal piyasaların giderek nasıl küreselleştiği ve daha büyük bir denetime tabi olup olmamaları gerektiği

Bu makalede uluslararası ekonomi kapsamına giren bazı konuları kısa kısa inceleyeceğiz.

En iyi Ekonomi öğretmenleri müsait
İlk ders ücretsiz!
Boran
5
5 (11 yorum)
Boran
₺80
/saat
İlk ders ücretsiz!
Burak
5
5 (10 yorum)
Burak
₺200
/saat
İlk ders ücretsiz!
İrfan
5
5 (5 yorum)
İrfan
₺200
/saat
İlk ders ücretsiz!
Işıl
5
5 (5 yorum)
Işıl
₺75
/saat
İlk ders ücretsiz!
Eyüp
5
5 (10 yorum)
Eyüp
₺50
/saat
İlk ders ücretsiz!
Muhammet
5
5 (7 yorum)
Muhammet
₺70
/saat
İlk ders ücretsiz!
Ahmet
5
5 (7 yorum)
Ahmet
₺150
/saat
İlk ders ücretsiz!
Melike
5
5 (6 yorum)
Melike
₺140
/saat
İlk ders ücretsiz!
Boran
5
5 (11 yorum)
Boran
₺80
/saat
İlk ders ücretsiz!
Burak
5
5 (10 yorum)
Burak
₺200
/saat
İlk ders ücretsiz!
İrfan
5
5 (5 yorum)
İrfan
₺200
/saat
İlk ders ücretsiz!
Işıl
5
5 (5 yorum)
Işıl
₺75
/saat
İlk ders ücretsiz!
Eyüp
5
5 (10 yorum)
Eyüp
₺50
/saat
İlk ders ücretsiz!
Muhammet
5
5 (7 yorum)
Muhammet
₺70
/saat
İlk ders ücretsiz!
Ahmet
5
5 (7 yorum)
Ahmet
₺150
/saat
İlk ders ücretsiz!
Melike
5
5 (6 yorum)
Melike
₺140
/saat
İlk ders ücretsiz>

Uluslararası Ekonomik Ticaret Nedir?

Bu kavrama örnek vermek için Avrupalı güçlerin imparatorluklarını kurduğu 16. yüzyıla gidelim. Bu imparatorluklar sağlamlaştıktan sonra kâşifleri dünyayı dolaştı ve kolonileştirecek yeni topraklar keşfetti.

İmparatorlukların istediklerini alabilmeleri için fatihlerin yerlilere boyun eğdirdiğine dair inanış oldukça yaygın ancak yanlıştır.

Eski zamanlarda uluslararası politik ekonomi
Marco Polo böyle bir pazardan çeşitli mallar alabilirdi ancak emperyal güçler kolonilerin başkalarıyla ticaret yapmasını yasaklamıştı. | Kaynak: Unsplash

Yerlilerin başka bir ulusla ticaret yapmasını engellemek, yalnızca anavatanın bayrağının olduğu gemilere mal yüklemesini sağlamak ve kendilerinin ürettikleri mallardan kâr etmelerini sağlayacak girişimlerde bulunmalarını önlemek için çeşitli politikalar uygulanıyordu.

Yerliler bu şartları kabul ettiğinde malları daha düşük gümrük vergilerine tabi oluyordu. Hatta bazen gümrük vergisi hiç olmuyordu. Kabul etmeyip anlaşmadıklarında ise yerliler teslim olmaya zorlanıyordu. Topraklarından hiçbir kâr da elde edemiyorlardı.

Bu uluslararası ticaretin başlangıcı olmuştu.

Marco Polo birkaç yüzyıl önce Doğu mallarını satmak için İpek Yolu'na seyahat etmişti. Bazıları bunu uluslararası ticaretin başlangıcı olarak görse de sonuçta tek bir kişiydi ve sadece kendisi için ticaret yapıyordu.

16. yüzyılın sonlarına doğru ekonomik ticarette artık kârın çoğunluğu zengin uluslara gidiyordu, fakir uluslar ticaret koşullarının tek taraflı olduğu koloniler hâline geliyordu.

Bu ticaret sistemi, Avrupa'daki parçalanmış devletler ticaret evrimini gerçekleştirene kadar 300 yılı aşkın bir süre boyunca devam etti.

Napolyon Alman topraklarının büyük bir kısmını yok etmişti. 19. yüzyılın başlarında bir şekilde birbirleriyle ticaret yapmak zorunda kalan, çoğu sınırdaş olmayan 40 civarında Alman devleti vardı. Bu devletler dünyanın ilk Gümrük Birliği'ni kurdular ve böylece ülke içinde ticaretin önüne geçen ekonomik ve siyasi engelleri ortadan kaldırdılar.

Almanların bu birliği kurmasından yüzyıl sonra Lüksemburg ve Belçika, Belçika-Lüksemburg Ekonomik Anlaşması adında bir anlaşma yaptı. Daha sonra bu anlaşmaya Hollanda da dâhil oldu.

1948'de Benelüks Ekonomik Birliği doğdu.

Yaklaşık bir buçuk yıl sonra bu ticaret ortakları ticaretin önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedeflediler. Dünyanın ilk serbest ticaret anlaşmasını etkili bir şekilde devam ettirdiler ancak kısa bir süre sonra bazı sorunlarla karşılaştılar.

Hollandalıların fiyat kontrolleri çok daha katıydı. Ticaret ortaklarının liberal ekonomik sistemini benimsemiyorlardı. Ayrıca Hollandalılar tarımsal ürünlerine serbest piyasa erişimi sağlamak istemiyorlardı. Ancak en büyük sorun ekonomilerinin tamamlayıcı değil de rekabetçi olmasıydı.

Bu ulusların dünyanın ilk çok uluslu ticaret anlaşmasında karşılaştığı sorunlar, günümüzde dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin karşılaştığı sorunlardan pek de farklı değil: Farklı hedefler, pazarlara erişim eşitsizliği ve haksız fayda dağılımı.

İster tek tek ülkeler arasında ister tek bir bayrak altında birleşmiş uluslar arasında olsun; uluslararası ekonomik ticaret, kuruluşlar arasındaki yararlı ve kârlı düzenlemeleri temsil eder.

Bu anlaşmaları genelde politikacılar ve/veya diplomatlar düzenler.

Uluslararası Ekonominin Anlamı

Ekonominin diğer alanlarında olduğu gibi uluslararası ekonomi de birçok farklı teori ve modelden oluşur. Bu teori ve modellerin bazıları diğerlerinden daha matematiksel olabiliyor. Ticaret ve genel ekonomik büyüme üzerinde etkisi olabilecek uluslararası ticaret anlaşmaları ve politikalar da dâhil olmak üzere ülkeler arasındaki ticaret ve yatırımın etkisini inceler.

Uluslararası ekonomi politik açıdan da oldukça önemlidir.

Bu konuyu iki ayrı alanda inceleyebiliyoruz: Uluslararası ticaret ve uluslararası finans.

Uluslararası ticaret, modeller ve analizler içeren mikroekonomik faktörler çerçevesinde malların ve hizmetlerin uluslararası sınırlardan nasıl geçtiğini inceler. Bu sebeple uluslararası ticaret konularını incelerken aşağıdaki gibi faktörleri de inceleyeceksiniz:

  • Arz ve talep
  • Müşteri ve piyasa davranışı
  • Mevcut ticaret kotaları veya ticaret görüşmeleri ve bunların sonuçları

Uluslararası finans ise makroekonomik ilkelerle sermayenin uluslararası sınırlar arasında nasıl hareket ettiğini inceler. Uluslararası finansın kapsamına giren konulardan bazıları şunlardır:

  • Döviz kurları ve hareketleri; sabit ve değişken döviz kurları arasındaki farklar
  • Ekonomiler arasındaki ticaret ve ödemeler dengesi
  • Uluslararası bağlamda GSYİH, enflasyon ve istihdam oranları

Uluslararası ekonomideki temel kavramların çoğunu mikroekonomi ve makroekonomi çalışmalarınızda tanıyacaksınız. Bu nedenle uluslararası ekonominin temellerini hızlı bir şekilde öğrenebileceksiniz.

Küresel ekonomi ve döviz kurları
Ekonomik rekabet ve işbirliği, ülkelerin para birimlerinin değerini yükseltebiliyor. | Kaynak: Unsplash

Uluslararası Ekonomideki Faktörler

Uzmanlar küresel ekonomiyi modellerken küresel ekonominin durumunu yansıtmak ve yaklaşmakta olan tehlikeleri tahmin edebilmek için çeşitli faktörlerden yararlanır.

Bu listenin en başında ise rekabet gelir.

Her ulusun ekonomik olarak komşu ülkelerden daha iyi bir performans sergilemeyi amaçladığı bir gerçektir. Bu gerçekçilik hem biraz belirsizdir hem de performansın kesin ölçütlerini veya bu hedefe ulaşma yolunda atılan adımları bize her yönüyle göstermez. Bu nedenle bu tarz bir rekabet ekonominin bir ölçütü olamaz.

Söz konusu rekabet ilerlemeyi ölçmek için kullanılabiliyor: Bir ülkenin altyapısını, eğitim sistemini, sosyal programlarını diğer ülkelere kıyasla ne kadar iyileştirebileceğini görmek için rekabete bakabiliyoruz.

"Birinci dünya" ve "ikinci dünya" ülkeleri gibi Soğuk Savaş dönemi terminolojisi, ülkelerin ilerlemede hangi aşamada olduklarını göstermek ve kimin kimle müttefik olduğunu belirtmek için ortaya çıkmıştı. Günümüzde bir ülkeye "üçüncü dünya ülkesi" demek rencide edici bir söz olabiliyor.

Bu nedenle ekonomistler belli bir ülkenin ilerlemesinden bahsederken "gelişmiş", "gelişmekte olan" ve "gelişmemiş" terimlerini kullanmayı tercih ediyor.

Ülkeler arasındaki rekabetin en kritik yönlerinden biri de vatandaşların yaşam kalitesidir.

Yaşam kalitesi standartları; vatandaşların yaşam standardını, ifade özgürlüğünü ve eğitimin erişilebilirliğini ölçer. Ayrıca ölüm oranları, sağlık hizmetleri ve temiz hava ve su gibi çevresel nitelikleri de kapsar.

Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerle aynı seviyede olan Çin tam olarak bu yüzden gelişmekte olan bir ülke olarak görülüyor.

Dünyanın en mutlu ülkeleriyle ilgili bir haber okuduysanız yaşam kalitelerinin ölçülmesine katkıda bulunan değişkenleri az çok biliyorsunuzdur.

Bir ülkenin yaşam kalitesi yüksekse genelde uluslararası rekabette ileri seviyede olarak kabul edilir.

Ekonomistlerin yararlandığı bir diğer faktör ise karşılaştırmalı üstünlüktür.

A ülkesi belli bir malı daha yüksek kalitede ve B, C ve D ülkelerinden daha ucuza üretebiliyorsa A'nin karşılaştırmalı üstünlüğü vardır.

Ekonomistler ülkelerin ekonomik güçlerini belirlerken ulusların karşılaştırmalı üstünlüklerini bulur ve haritalar.

Ticaretten elde edilen kazançlar karşılaştırmalı üstünlüğü belirleyen faktörlerden biridir. Mesela A ülkesi güzel şeftali yetiştiriyor ancak armut veya elma yetiştiremiyorsa üretemediği meyveleri üretebilen bir ülkeyle ticaret yapması ticaretten elde edilen kazanç olarak kabul edilir.

Ekonomik işbirliği de aynı şekilde işler.

Uluslararası bir topluluğun tüm uluslar için faydalı olabilecek bir proje önerdiğini varsayalım. Her ulusun tüm masrafları tek başına üstlenmesi yerine her ülke fonların bir kısmına katkıda bulunur. Böylece herkes projeden faydalanır.

Uluslararası Uzay İstasyonu ekonomik işbirliğinin en önemli örneklerinden biridir.

Uluslararası ekonomide rol oynayan diğer faktörlerse şunlardır:

  • Sermaye: Döviz kurlarından sınır ötesi yatırıma kadar her şey
  • Kalkınma: Bir ülkenin altyapısını, endüstrisini ve yaşam kalitesini geliştirmesi
  • Emek: Ülkelerin verimlilik oranları ve ücret tutarsızlığı
  • Finansal istikrar: Para politikası, finansal kaldıraç ve ticaretin küresel ekonomideki etkisi
  • Sürdürülebilirlik: Temiz hava ve su gibi varlıkların ve ekosistemlerin korunması

Paris İklim Anlaşması ekonomik bir anlaşma olmasa da küresel ekonomiyi etkiler. Çünkü çevresel sorunlara sürdürülebilir çözümler bulmak için ülkelerin ekonomileri birbirleriyle uyum içinde olmalıdır.

Bu da uluslararası ekonomi açısından harika bir sürdürülebilirlik örneğidir.

Küresel ekonomi ve uluslararası ilişkiler
Uluslararası ilişkiler ve ekonomi birbiriyle yakından ilişkilidir. | Kaynak: Unsplash

Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi Arasındaki İlişki

Uluslararası ilişkiler, uluslararası ekonomi çalışmalarıyla oldukça alakalıdır. İki alanın sık sık ortak bir noktada buluştuğunu siz de mutlaka göreceksiniz.

Bunun sebebiyse çok basit. Siyasi kararların uluslararası ticaret ve ilişkiler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Gümrük tarifelerinde veya vergi rejimlerinde yapılan değişikliklerin diğer ülkelerle ilişkilerini nasıl etkilediğini görmek için Amerika Birleşik Devletleri'nin ekonomi politikalarına bakabilirsiniz.

Uluslararası ilişkiler tarihi, siyaseti ve aslında biraz da psikolojiyi birleştirdiği için ekonomik faktörlerin de ötesine uzanır. Ekonomi politikaları hükûmetlerin ve uluslararası organların işbirliği yapma ve etkileşimde bulunma şeklinde büyük rol oynar.

Uluslararası ilişkilerin gergin olması, küresel ekonominin negatif ilerlemesine yol açabilir. Ekonomi politikaların da bazen uluslara faydası olabilir.

Buna bir örnek olarak Avrupa Birliği içinde yürürlükte olan gümrük birliğini verebiliriz. Mallar gümrük birliği içinde herhangi bir gümrük vergisine tabi olmadan hareket edebiliyor. Bu da üye ülkelerde malların akışını teşvik ediyor ve birlik içindeki ithalat ve ihracata fayda sağlıyor.

Politik açıdan bakarsak bu tür tarifeler, tarifelerin yersiz veya aşırı olduğu ülkeler arasındaki uluslararası ilişkilere zarar verebilir. Ekonomik açıdan bakarsak da bu mallara olan talebi etkileyecek ve malların fiyatlarında değişikliklere sebep olacaktır.

Küreselleşme, Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi

İki ülke düşünelim: A ve B ülkesi. Bu iki ülke aralarında ticaret yapıyorlardı. Başka ülkeler de kendi aralarında ticaret yapıyorlardı.

Ekonomileri birbirine bağımlı hâle geldi diyelim. A ülkesi B ülkesinin mallarını satın almayı bırakırsa hem arz ve talep dengesi bozulacak hem de B ülkesinin ekonomisinde açık oluşmaya başlarken A ülkesinde parasal fazlalık oluşacaktır.

Bu tür durumlar ya diplomatik ilişkilerin soğumasına sebep oluyor ya da soğuyan diplomatik ilişkilerden kaynaklanıyor.

Böylece diplomasi ve ekonominin ne kadar iç içe olduğunu göstermek için basit bir örnek vermiş olduk.

Uluslararası ticaret ve ilişkiler yüzyıllardır devam ediyor. Küreselleşme ise nispeten yeni bir olaydır.

Ekonomik açıdan bakarsak dünya aslında üç küreselleşme dönemine şahit olmuştur.

İlk dalga Sanayi Devrimi'nin sonunda başlamıştı ve 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı'nın başında sona ermişti. İkinci küreselleşme dönemi ise İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda başlamış ve 1971'de sona ermiştir.

Küreselleşmenin üçüncü çağı 1989'da başlamış, günümüzde hâlâ devam etmektedir.

Ulusal ekonomiler küresel ekonomi ile artık o kadar bütünleşmiştir ki her ülke küreselleşmiş ekonominin birbirine bağımlı ağına takılı kalmaya devam edecektir.

Kuzey Kore gibi izole ülkeler bile uluslararası ticaret yapıyor ve bu da uluslararası topluluğun ticaret yapma becerilerine yaptırım uygulamasına izin veriyor. Bu mali ve ticari yaptırımlarla işbirliği yapmayan hükûmetler, eylemlerini uluslararası normlara uyacak şekilde değiştirmeye zorlanıyor.

Daha önce de belirttiğimiz gibi Avrupa Birliği Euro Bölgesi içinde gümrük vergisiz taşımacılığa izin veriyor. Ancak bu ülkeler arasındaki ticaret tabii ki kendiliğinden oluşmuyor. Her ülke ticaret yapmak istediği uluslarla ticaret anlaşmaları yapıyor.

Küreselleşme, ticari ve ekonomik bağların kurulmasını kolay hâle getiriyor.

Çok taraflı ticaret anlaşmaları da küreselleşmenin bir sonucudur. Ancak denetlenmesi ve uygulanması zor olduğu için her zaman tüm taraflar için avantajlı olmayabiliyor.

Ayrıca tüm devletler iyi anlaşıyor gibi görünse de uluslararası ilişkilerin hepsi öyle samimi değildir. Ticaret ortakları aynı olan iki düşman hükûmet hayal edin.

İki ülkenin de bu ticaret ortağıyla sağlam diplomatik ilişkileri olabilir. Ancak birinin diğeriyle daha iyi bir anlaşma yaptığına veya fikri mülkiyetin çalındığına dair suçlamalar da ortaya çıkabilir.

ABD Başkanı Obama tam da bu sebepten dolayı ikili ticaret anlaşmalarını tercih ediyordu.

Peki, başka ekonomilere bağımlı ve küreselleşmiş bir ekonomi sadece ikili ticaret yapmaya başlayabilir mi? Bu oldukça karmaşık bir girişim olacaktır.

Uluslararası ekonomi politik etkileri
Diplomasi ve uluslararası ilişkiler, uluslararası ekonomiyle yakından alakalıdır. | Kaynak: Unsplash

Uluslararası Ekonomi Teorisi ve Politikasını Tanıyın

Uluslararası iktisat geniş kapsamlı bir alandır. Ekonomi öğrencilerinin ilgisini çeken de bu olabiliyor.

Uluslararası ekonomi bir ülkenin sadece iç politikalarını değil, uluslararası politika ortamını da etkiler. Uluslararası ekonomi öğrencilerini bekleyen çeşitli kariyer fırsatları vardır:

  • Ekonomi veya politika analisti olarak çalışmak
  • Gazeteci olarak ekonomi makaleleri yazmak
  • Devlet bünyesinde çalışmak
  • DTÖ (WTO) gibi uluslararası bir kuruluşta çalışmak

Üniversitede uluslararası ilişkiler finans veya işletme gibi başka bir alanla birleştirildiğinde fırsatlar da çoğalacaktır.

Uluslararası ekonomi okumanın bir diğer güzelliği de öğrendiklerinizi uygulamaya koyabilmenizdir.

İthalat ve ihracat arasındaki fark nedir? İthal malların gümrük tarifelerini kim öder? Gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) nedir ve gayri safi milli hasıla (GSMH) ile nasıl ilişkilidir? Para politikası ile maliye politikası arasındaki fark nedir?

Tüm bu ekonomik değişkenlerin uluslararası ekonomi teorisindeki yeri nedir?

Uluslararası ekonomi teorisi; ticaretin üretim üzerindeki etkisi, tüketim oranları gibi ticari faktörlere odaklanır. Ayrıca gelir dağılımını da inceler.

Bütün bu faktörler uluslararası ticaretin mikroekonomik yönlerine girer.

Uluslararası makroekonomi ise paranın ülkeler arasındaki akışını ve bu paranın ülkeler üzerindeki etkisini inceler.

Ekonomi bilginizi güncel siyasi olaylar ve küresel ekonomik haberlerle birleştirirseniz uluslararası ekonomi derslerinizden daha iyi bir şekilde yararlanırsınız.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi uluslararası ekonomi, ülkelerin tüketicilerinin tercihlerini ve üretim kaynaklarını, onları etkileyen küresel kuruluşları inceleyen geniş kapsamlı bir alandır.

Uluslararası ekonomiyi ve bu alanın ele aldığı konuları anlamak zor olabilir. Bu noktada en azından mikroekonomi ve makroekonomi konusunda temel bilgi sahibi olmalısınız. Politika ve uluslararası ilişkiler gibi diğer alanlardan da yararlanmanız gerekir.

Bu konuları daha önce öğrenmediyseniz küresel ekonomik zenginlik gibi uluslararası ekonomideki bazı temel terimleri kavramanız zor olabilir.

Zenginliği yalnızca finansal varlıklar olarak yorumlamamalısınız. Küresel ekonomik zenginlik doğal, beşeri ve entelektüel kaynakları da kapsar.

Küresel ekonomik zenginliği incelerken ekonomik eşitsizliğin farkına varmak kaçınılmazdır.

Mesela Londra'yı ele alalım. Birleşik Krallık'taki başka şehirlerle karşılaştırıldığında Londra'da yaşamak hem bir ayrıcalık hem de pahalıdır. En iyi eğitim, en pahalı evler ve en yüksek maaşlı işler burada olur.

Ancak Londra'daki herkes o lüks hayatı yaşamıyor, değil mi? O şehirde yaşayanların önemli bir kısmı refah içinde yaşamıyor, geçim sıkıntısı çekiyor.

Dünyanın geri kalanında da işler pek farklı değil.

Uluslararası Para Fonu (IMF), uzun çalışmalardan sonra küreselleşmenin dünya ülkeleri arasındaki eşitsizliği artırdığını belirtti.

Teknolojik değişimin de eşitsizliğin artmasında büyük bir rol oynadığını açıkladı. Yani fakir ülkeler bu değişikliklerden minimum düzeyde faydalanabiliyor.

Bu tür eşitsizlikler hem yerel ekonomileri hem de küresel ekonomiyi istikrarsızlaştıran kitlesel göç olaylarına sebep oldu. Bunun sonucunda da iktisatçılar şu soruyu sormaya başladı: Uluslararası ekonomi teorimizin gelişmesi mi gerekiyor?

Bir ekonomist olmayı düşünüyorsanız siz de çalışmalarınızla bu soruya cevap bulmaya çalışabilirsiniz! Ekonomik verileri iyi inceleyin, araştırmanızı yapın ve dersinize iyi çalışın.

Karmaşık ekonomi politikalarını anlamak için yardıma ihtiyaç duyuyorsanız bir Superprof öğretmeninden yardım alabilirsiniz.

Superprof'taki ekonomi öğretmenleriyle ekonomide zayıf olduğunuz noktalar üzerinde çalışabilir, uluslararası ekonomiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz. Bir uzmandan yardım almak motivasyonunuzu da artırabilir.

Ekonomi öğretmenine mi ihtiyacınız var?

Makaleyi beğendiniz mi?

5,00/5 - 1 puan
Loading...

Seda

Spor yapmayı, film izlemeyi seven; farklı bir kültürü keşfederken ilk yemeklerini deneyen bir çevirmenim. Yeni bir dil öğrenmekse hobilerim arasında.