Mikroekonomi, iktisat alanında sıklıkla adı geçen bir alandır. Ekonomi çalışmalarına yeni başladıysanız bu kavramı tam olarak anlamak zor olabilir. Mikro ekonomi nedir sorusunun cevabını hemen veremeyebilirsiniz.

Kısaca mikroekonomi, ekonomiye o ekonominin bünyesindeki bireylerin ve şirketlerin perspektifinden bakar. Ekonominin bir diğer ana dalı olan makroekonomi ise ekonomiyi bir bütün olarak ele alır. Büyük resme bakar diyebiliriz.

Gelirler, para politikaları, mali önlemler... Ekonomi alanında çalışmak istediğiniz konu ne olursa olsun mikroekonomide iyi bir temel oluşturmanız ileride çok işinize yarayacaktır.

Mikroekonominin Temel Alanları

Söz konusu mikroekonomi olduğunda incelenecek çok şey vardır. Mikroekonominin alanına giren çalışmalara örnek verelim:

  • Arz ve talep eğrilerinin incelenmesi ve bu çalışmaların sonuçları
  • Ücretlerdeki değişiklikler ve buna karşılık gelen istihdam modelleri arasındaki bağlantıyı anlamak
  • Mal ve hizmet üretmenin değişken maliyetlerini kavramak

Mikroekonomi analizine iyi bir örnek vermek için ekonomistlerin belirli mal veya hizmetlerdeki artışı nasıl yorumladıklarına bakabiliriz.

Tıpkı ekonomi gibi mikroekonomi alanı da bir sosyal bilim olarak kabul edilir. Bu nedenle mikroekonomik eğilimleri ve teorileri inceleyen iktisatçılar, teorik ekonomik modeller ve ekonomik ilkeler yaratmayı amaçlar. Bu modeller belirli koşullar altında belli bir olaya yönelik nasıl bir ekonomik davranış sergilenebileceğini açıklamaya çalışır.

Bu nedenle bu alanda somut gerçeklerden çok tahmin ve varsayımlar vardır. Mikroekonomi tüm iktisat terslerinde temel bir alan olarak kabul edilir. Ekonomilerin nasıl işlediğine dair bir fikir edinmenizi sağlar.

Temel mikroekonomi kavramlarını öğrenme
Mikroekonomideki kavramları öğrenmek ilk başta biraz zor gelebilir. | Kaynak: Unsplash

Sizin için En Anlaşılır Mikroekonomi Tanımı

Geçmişte ve günümüzde mikroekonomi alanında uzmanlaşmış birçok iktisatçı vardır.

Mikroekonomi yüzyıllardır bir alan olarak inceleniyor. Bazıları mikroekonominin tarihinin ve mikroekonomik teorilerin Adam Smith gibi klasik iktisatçıların yaşadığı döneme kadar uzandığını iddia ediyor.  Örneğim Smith ekonomide "görünmez bir el" olduğunu söylemiş ve serbest piyasa olarak bilinen, devlet müdahalesinin en aza indirgenmesi fikrini savunmuştu.

Bireylerin ve ekonomik faaliyetlerinin ekonomiyi kendi kendine düzenleme gücüne sahip olduğu fikri modern mikroekonomi teorisiyle örtüşür. Günümüz mikroekonomisi neoklasik ekonomi fikrinden yola çıkarak geliştirilmiştir.

Bugün tanıdığımız şekliyle mikroekonomik teori felsefesinin temel fikirleri Alfred Marshall gibi isimlerin öncülük ettiği 19. yüzyıla kadar dayanıyor.

Marshall 1890'daki "Ekonominin Prensipleri" isimli çalışmasında talebin fiyat esnekliği gibi günümüzde hâlâ tanınan temel kavramları tanıtmıştı. Ayrıca talep eğrisi ve arz eğrisi gibi kavramları da detaylandırmıştı.

Marshall'ın fikirleri mikroekonomi alanında son derece etkili olmuştu. Teoriler yıllar içinde gelişip ekonomistlerin tam rekabet piyasası kavramını ele alma şeklini bile etkilemiştir.

Mikroekonomi alanlarından serbest piyasa
Mikroekonominin araştırmalarını da kapsayan ekonomi tarihi, serbest piyasa kavramını savunan Adam Smith gibi isimlere kadar dayanır. | Kaynak: Unsplash

Tam Rekabet Kavramı ve Mikroekonominin Gelişimi

Ekonomide mükemmel rekabet olarak da bilinen tam rekabet, özünde tekelin tam tersi olan bir piyasa durumu olarak kabul edilir. Bunun sebebi ise şunlardır:

  • Aynı veya benzer ürünler satan rakip işletmeler vardır.
  • Arz ve talep piyasa fiyatlarına yansır.
  • Tüketiciler ürünler ve fiyatları hakkında eksiksiz bilgiye sahip olurlar ve satın alırken bu bilgileri dikkate alırlar. Bu kavramın tersinin asimetrik bilgi olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

Mikroekonomik teoriler bir piyasada tam rekabet olduğu varsayımına dayanır. Bu zaman zaman piyasadaki hareketleri doğru bir şekilde tahmin etmeye yarayan faydalı teoriler edinmemizi sağlarken bazen varsayımlarla ilgili sorunlar çıkabilir.

Bu tür modellere karşı ileri sürülen ana argüman, gerçekte tam rekabet piyasası olmadığı, piyasaların "mükemmel" olmadığı ve piyasada her zaman rasyonel hareketler görülmemesidir. Bu argümanı destekleyen birçok örnek vardır.

Örneğin bazı işletmeler rakiplerinden farklı olmak için aynı ürüne daha yüksek fiyat talep etmeye yönelir. Mesela Marks & Spencer gibi daha "premium" markaların talep ettiği fiyatla normal bir marketin aynı veya benzer ürün için talep ettiği fiyat aynı olmayabilir.

Tüketicilerin piyasalar hakkında gerçekten eksiksiz bilgiye sahip olup olmadığı konusunda da tartışmalar vardır.

Bilgi asimetrisi fikri bir süredir etrafta dolanıyor. Bu fikir George Akerlof ve Joseph Stiglitz gibi iktisatçıların öne çıktığı 1970'li yıllarda ortaya çıkmıştır.

Akerlof 1970'deki ünlü çalışması "Limon Pazarı"nda bu konunun üstünde durmuştur. Akerlof, tüketicilerin her zaman tam bilgiye erişemediğini ve bu durumun alıcıları dezavantajlı duruma düşürdüğünü savunmuştur.

Bu da satıcının genelde daha çok bilgiye sahip olması ve ürünün gerçek değerini bilmesinden kaynaklanır. Alıcı ise bu kadar bilgiye sahip olmayabilir ve ürünün fiyatının gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığını bilemeyebilir.

Akerlof bu çalışmasında kalitesiz arabaların limon olarak adlandırıldığı ikinci el araba piyasasını değerlendirmişti. Kullanılmış bir araba satın alan bir alıcının aslında bir "limon" için değerinden fazla para verebileceğini vurgulamıştı. Aynı zamanda kaliteli ikinci el otomobil satanlar dezavantajlı duruma düşüyordu. Çünkü bir alıcı "limon" satın alma endişesiyle kaliteli bir otomobile daha yüksek bir meblağ ödemeye hazır olmuyordu.

Davranışsal iktisat olarak bilinen bir alanın ortaya çıkmasıyla ekonomi teorisinde yeni gelişmeler oldu. Daniel Kahneman ve Amos Tversky gibi isimlerin öncülük ettiği davranışsal iktisatçılar; insanların her zaman rasyonel davranmayabileceğini, davranışlarının her zaman tahmin edilebilir olmayacağını savunmuşlardır. Bu nedenle rasyonel ekonomik etmen kavramının kusurlu olduğunu düşünürler.

Mikroekonomi bir alan olarak gelişmeye devam ediyor.  Ve bununla birlikte nasıl davrandığımıza ve piyasaları nasıl etkilediğimize dair anlayışımız da gelişiyor.

Mikroekonomi dünyasını anlamak
Mikroekonomi dünyasını her yönüyle kavramak çok kolay olmayabilir. | Kaynak: Unsplash

Mikroekonomi Derslerinizden En Yüksek Verimi Alın

Üniversitede mikro ekonomi dersi bazı öğrencilerin hemen ilgisini çekerken bazıları makroekonomik konuları incelemeyi tercih edebiliyor. İktisat biliminin bu iki ana dalı çok farklı olabilir ancak birini diğerine tercih etmek zorunda değilsiniz.

Üniversitede veya yüksek lisans yaparken iktisat çalışmalarınız boyunca her iki disiplin de mutlaka karşınıza çıkacak. Bu nedenle hem mikroekonomi hem de makroekonomi alanında ustalaşmanız gerekir.

Bu nedenle mikroekonomi ile ilgili temel konularda zorlandığınızda bir öğretmenden yardım almanız en iyi seçenek olabilir. Bir öğretmenden özel dersler alarak yalnızca zorlandığınız konuları kavramakla kalmaz, sınavlarınıza daha rahat hazırlanırsınız. Bildiklerinizi de pekiştirmiş olursunuz.

Mikroekonomi konularındaki başarınız hem derslerinizdeki performansınızı artırır hem de finallerinizden daha yüksek not almanızı sağlar. Böyle bir fırsatı tek başınıza yakalayamıyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Ekonomi bilginizi geliştirmek için seçebileceğiniz birçok farklı yol vardır. Müfredattaki belli başlı konulara kendiniz de çalışabilir, bu konuları kendi kendinize öğrenebilirsiniz:

  • Bilgi dağarcığınızı geliştirmek için mikroekonomi ile ilgili bloglara göz gezdirin.
  • Ekonomi podcastleri dinleyin
  • Yerel ve küresel ekonomi haberlerini okuyun. Gelişmeleri mutlaka takip edin.

Başka birinin size motivasyon vermesine ihtiyacınız varsa özel derslerle ilerleyebilirsiniz. Superprof ile tarih, matematik, uluslararası ekonomi gibi birçok farklı konuda uzmanlaşmış eğitmenlerle iletişime geçebilirsiniz. Mikroekonomi konularında uzmanlaşmış deneyimli ve becerikli ekonomi öğretmenleri Superprof'ta sizi bekliyor!

Derslerin nasıl işleneceğini kendiniz seçebilirsiniz. İster online ister yüz yüze, ister birebir ister küçük gruplar hâlinde özel dersler alabilirsiniz. Bir özel ders öğretmeniyle zayıf yönlerinizi güçlendirebilir, güçlü yönlerinizi pekiştirebilirsiniz. Bu da size başarının kapılarını açacaktır. Mikroekonomi nedir, makro ve mikro ekonomi arasındaki farklar nelerdir, bu alanlar neleri inceler hepsini öğreneceksiniz.

İdeal öğretmeniniz sadece birkaç tık uzakta sizi bekliyor olabilir. Hemen bugün aramaya başlayın!

Ekonomi öğretmenine mi ihtiyacınız var?

Makaleyi beğendiniz mi?

5,00/5 - 1 vote(s)
Loading...

Seda

Spor yapmayı, film izlemeyi seven; farklı bir kültürü keşfederken ilk yemeklerini deneyen bir çevirmenim. Yeni bir dil öğrenmekse hobilerim arasında.