İnsan bir müzeden içeri adımını attığında, o devasa tuvallerin karşısında durup "Acaba bu ressam burada ne hissetmiş?" diye sormadan edemiyor. Aslında bu topraklarda resim yapmak, sadece fırçayı boyaya batırmak değil; koca bir medeniyetin değişim sancılarını, aşklarını ve o bitmek bilmeyen kimlik arayışını kağıda dökmek demek. Tarih boyunca nice kıymetli sanatçı dokunmuş bu mirasın ruhuna. Biz de bu yazıda, türk ressamlar denince zihnimizde o ilk ışığı yakan duraklara uğrayalım, o efsaneleşmiş başyapıtların fısıltılarını beraber dinleyelim istedik.

En iyi Resim öğretmenleri müsait
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (31 yorum)
Sevde
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (11 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺650
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (31 yorum)
Sevde
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (11 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺650
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Başlayın

Osman Hamdi Bey

Listemizin en başına, sadece sanatın değil, Türk müzeciliğinin de o ağır abisini, Osman Hamdi Bey'i koymazsak o yazı biraz eksik kalır. 1842'den 1910'a uzanan o fırtınalı ömrüne sığdırdıkları az uz değil. Batı’nın o disiplinli okulunda dirsek çürütüp, ruhunu bu toprakların kokusuyla harmanlamış bir isim o.

Onu ünlü türk ressamlar listesinde sarsılmaz bir zirveye taşıyan o eser ise malum; "Kaplumbağa Terbiyecisi". Hani o kırmızı kaftanıyla, elinde neyi, sırtında kaplumbağalarıyla sabrın kitabını yazan dervişin hikayesi...

Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosu

Bu tablo aslında Osman Hamdi Bey’in Doğu ile Batı’yı o kadar zarif bir şekilde bir araya getirişidir ki, hayran kalmamak elde değil. Bir de ufak bir sır vereyim; bu tablonun tek bir tane olduğunu sananlar yanılır. Sanatçı, bu sabır testinin iki farklı versiyonunu 1906 ve 1907 yıllarında fırçasından çıkarmıştır. Değişime direnen bir dünyayı sabırla, usulca dönüştürme çabasıdır o fırça darbeleri.

beenhere
Derviş Aslında Kim?

Tablodaki o sabır abidesi derviş var ya… Aslında o kişi Osman Hamdi Bey’in ta kendisi! Sanatçı, tablodaki figür için kendi fotoğrafını çektirip sonra onu tuvale aktarmış. Yani karşımızdaki adam aslında bir otoportre.

Şeker Ahmet Paşa

Osman Hamdi Bey’in çağdaşı olup da kaleminden, pardon fırçasından bambaşka bir masal çıkaran bir isim Şeker Ahmet Paşa. 1841 ile 1907 yılları arasında yaşamış bu güzel adam, özellikle o içimizi ısıtan natürmortlarıyla yer etmiş hafızalarımızda.

Onun yandaki o meşhur "Narlar ve Ayvalar" eserine bir kez bakanın, meyvelerin üzerindeki o gerçekçi dokuya dokunası gelir. Sanatçının doğaya duyduğu o saf sevgi ve her bir ayrıntıya verdiği o çocuksu önem, tablonun her bir köşesinden size el sallar.

Şeker Ahmet Paşa'nın ünlü Narlar ve Ayvalar eseri

Eğer bugün türk ressamlar ve eserleri üzerine iki kelam ediyorsak, Şeker Ahmet Paşa’nın o huzur dolu manzaralarını anmadan geçmek, sanata biraz ayıp etmek olur.

beenhere
Kendi Sanatına Hayran Bir Adam!

Şeker Ahmet Paşa, kendi sergisini gezerken bazı tablolarının önünde durup "Vay be, bunu kim yapmış, ne güzel olmuş!" dermiş. Kendi eserine bir yabancı gibi hayran kalırmış. Sanatına aşık bir adammış.

İbrahim Çallı

Şimdi sahneye öyle bir isim çıkıyor ki, onun fırçasıyla Türk resmi adeta nefes almaya, kıpırdamaya başlıyor. İbrahim Çallı 1882-1960 yılları arasında yaşamış olan bu usta isim, Türk izlenimciliğinin en deli dolu, en yerinde duramayan temsilcisidir. Hani o "Çallı Kuşağı" dediğimiz o meşhur grubun da başını çeker kendisi.

İbrahim Çallı'nın Üsküdar tablosu

Onun yandaki o meşhur "Üsküdar" tablosuna baktığınızda, İstanbul’un o her daim değişen ışığını, denizin kokusunu ve şehrin o bitmek bilmeyen devinimini hissedersiniz. Çallı, İstanbul’u sadece çizmemiş; ona olan o derin, sırılsıklam aşkını her bir fırça darbesine yedirmiş adeta.

Türk ressamların eserleri arasında bu denli canlı ve "o anı yaşayan" çalışmalar bulmak, insana gerçekten iyi geliyor.

Hoca Ali Rıza

Biraz daha sessizlik, biraz daha huzur arıyorsanız eğer, duracağımız yer Hoca Ali Rıza. 1858’den 1930’a kadar süren o bereketli ömrünü adeta doğayı kâğıda mühürlemeye adamış bir isim. O dönemlerde herkes figür peşinde koşarken, o elinde paletiyle kırlara, sahillere vurmuş kendini.

Özellikle hemen yandaki "Göl Kenarı" eserine bakarken kendinizi o suyun serinliğinde, ağaçların gölgesinde buluverirseniz şaşırmayın. Doğaya olan o bitmek bilmeyen ilgisi ve detaylara verdiği o incecik, kuyumcu titizliğindeki önemi her santimetrekaresinde bellidir.

Hoca Ali Rıza'nın Göl Kenarı adlı eseri

Manzara ressamlığı denince bu topraklarda onun eline su dökebilecek pek az isim vardır herhalde.

En iyi Resim öğretmenleri müsait
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (31 yorum)
Sevde
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (11 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺650
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (31 yorum)
Sevde
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (11 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺650
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Başlayın

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Ve tabii ki, kalıplara sığmayan, taşan, coşan bir isim Bedri Rahmi Eyüboğlu. 1911-1973 yılları arasında sadece resim yapmamış; şiir yazmış, mozaik dizmiş, Anadolu’yu karış karış gezip heybesine ne varsa doldurmuş çok yönlü bir sanat abidesidir o.

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Tophane tablosu
Bedri Rahmi Eyüboğlu Tophane Tablosu

Onun o özgün tarzını en iyi anlatan işlerinden biri de "Tophane" adlı eseridir. Bu tabloda hem o bildiğimiz tanıdık figürleri görürsünüz hem de bir bakmışsınız her şey o kadar soyutlaşmış ki, renklerin dansı başlamış. Soyut ve figüratif öğeleri öyle bir harmanlar ki Bedri Rahmi, ortaya çıkan şey tam olarak bu toprakların, Anadolu’nun o çok sesli ve renkli ruhudur.

Türk ressamlar ve eserleri dendiğinde, onun o "mavi" sevdası ve halk sanatından aldığı o müthiş ilham her zaman başucumuzda durur.

Bedri Rahmi Eyüboğlu sadece ressam değil; şair, yazar, mozaik sanatçısı, seramikçi, gravürcü ve heykeltıraş! Tam
7

farklı sanat dalını başarıyla icra etmiş bir sanatçı!

Fikret Mualla

Şimdi rotayı biraz uzaklara, Paris’in o puslu ama sanat kokan sokaklarına çeviriyoruz. Karşımızda Türk resminin en "nev-i şahsına münhasır" ismi Fikret Mualla. 1903-1967 yılları arasında geçen o fırtınalı ömrünün büyük kısmını gurbette, ama kalbindeki o bitmek bilmeyen heyecanla geçirmiş bir isim o. Türk soyut sanatının da en erken, en cesur öncülerinden biri sayılır kendisi.

İşte onun o meşhur "Caz Orkestrası". Esere baktığınızda, kulağınıza bir yerlerden saksafon sesleri gelmeye başlar. Öyle canlı, öyle dinamik bir kompozisyonu vardır ki, renkler adeta tuvalin üzerinde dans eder. Mualla’nın o hüzünlü hayatından nasıl bu kadar hayat dolu ve kıpır kıpır işler çıktığı ise sanat tarihinin o en tatlı muammalarından biridir.

Fikret Mualla'nın Caz Orkestrası adlı eseri.

Nuri İyem

Biraz daha içe dönersek, Anadolu’nun o mahzun ama vakur duruşunu en iyi kim anlatır derseniz, cevap Nuri İyem. 1915'ten 2005'e kadar süren o uzun sanat yolculuğunda, özellikle o iri gözlü kadın portreleriyle bir imza atmıştır tarihe.

Nuri İyem'in Üç Güzeller tablosu

"Üç Güzeller" adlı eseri, Anadolu kadınının o kendine has zarafetini ve içindeki o derin sessizliği öyle bir yansıtır ki, etkilenmemek mümkün değil. Figüratif ve soyut çizgileri birbirine öyle bir düğümler ki İyem, ortaya çıkan sonuç sadece bir resim değil, bu toprakların dilsiz bir ağıtı gibidir.

Abidin Dino

Sıra geldi "Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?" sorusunun o meşhur muhatabına. Abidin Dino, hem bir ressam hem de yazar, çizer, düşünür... Kısacası komple bir sanat insanı. 1913-1993 yılları arasında dünyayı sadece gözlemlemekle kalmamış, onu dönüştürmek için de fırçasını bir silah gibi kullanmış.

Yandaki portreye baktığınızda, Dino’nun neden "çizginin şairi" olarak anıldığını hemen anlıyorsunuz. Abidin Dino için bir yüzü çizmek, aslında bir hikayeyi anlatmaktır. Karmaşık detaylarla boğulmadan, sadece birkaç güçlü hatla bir insanın ruhundaki o derin sessizliği ya da içindeki fırtınayı tuvale mühürleyiverir.

Abidin Dino'nun ünlü bir tablosu

Onun fırçasından çıkan kadın portrelerinde, Anadolu’nun o vakur ama bir o kadar da anlam dolu bakışlarını bulursunuz.

Tabii Dino denince o epik duruşu da unutmamak lazım. Özellikle "Uzun Yürüyüş" adlı eseri, Kurtuluş Savaşı’nın o zorlu ve onurlu ruhunu iliklerinize kadar hissettiren, adeta bir görsel destan gibidir. Türk resim sanatının bu sarsılmaz ismi, her eserinde bize insan olmanın, direnmenin ve sevmenin o en yalın halini hatırlatmaya devam ediyor.

Mihri Müşfik Hanım

Ve tabii ki, bu erkek egemen tarih anlatısının içinde fırçasıyla kendine kocaman bir yer açan o devrimci kadının ismidir Mihri Müşfik Hanım. Türk resminin ilk kadın ressamlarından biri olması bile başlı başına bir kahramanlık hikayesiyken, o bir de üstüne şahane eserler bırakmış bize.

Peçeli Kadın tablosu

"Peçeli Kadın" portresi, Osmanlı’nın son dönemlerindeki o saklı hayatlara, o örtülerin altındaki derin bakışlara tutulmuş bir aynadır adeta. Bir kadının gözünden bir kadını izlemek, sanat tarihimizin en kıymetli hazinelerinden biridir. Son olarak modern sanatın o çizgisel dehası Devrim Erbil'i de anmadan geçmeyelim; İstanbul'u o kuşbakışı çizgileriyle adeta nakış gibi işleyen sanatçımız, bu zengin mirası bugüne taşıyan en önemli köprülerden biridir.

Bir Tuvalden Fazlası, Bir Milletin Hafızası

Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda; Osman Hamdi Bey’in o sabır dolu dervişinden, Fikret Mualla’nın Paris sokaklarındaki bohem çığlığına kadar uzanan bu yolculuk, aslında bize tek bir şeyi fısıldıyor... Türk ressamlar sadece resim yapmadılar, bu toprakların modernleşme sancısını ve ruhunu her bir fırça darbesiyle ilmik ilmik işlediler. Ünlü türk ressamlar ve onların o devasa mirasları sayesinde bugün bizler, Doğu’nun o mistik havasını Batı’nın tekniğiyle nasıl birleştirdiğimizi çok daha iyi anlayabiliyoruz.

Bu uzun ve renkli yolu bitirirken, belki de daha önce duymadığınız birkaç ilginç detayla veda etmek en güzeli olacak. Mesela, sanat tarihimizin o ağır abisi Osman Hamdi Bey’in sadece bir ressam olmadığını; Nemrut Dağı’ndaki devasa heykelleri dünyaya tanıtan ve bugün göz bebeğimiz olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni kuran kişi olduğunu biliyor muydunuz? Ya da "Kaplumbağa Terbiyecisi"ndeki o dervişin aslında sanatçının kendi otoportresi olduğunu ve elindeki o küçük neyin, "eğitilemez" denilenleri bile sanatla terbiye etme inancını simgelediğini?

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi sergi salonunda duvarlarda asılı ünlü Türk ressamlara ait tablolar ve müze binasının dış cephesinden görünümler.
Sanatın zaman tünelinde kısa bir mola: Türk resim sanatının hafızası sayılan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nden, fırça darbelerinin hikâyeye dönüştüğü büyüleyici bir köşe. | artam.com

İbrahim Çallı’nın o neşeli fırçası sadece manzaraları değil, Cumhuriyet’in o ilk yıllarındaki o taze umudu da boyamıştı. Bedri Rahmi’nin ise sadece bir ressam değil, "Mavi Anadolu" hümanizminin en gür sesi olduğunu, halk sanatındaki motifleri modern sanatla öpüştürerek aslında bize özgü bir "modernliği" yarattığını unutmamak gerek. Türk ressamlar ve eserleri dendiğinde aslında koca bir "insanlık ve kimlik" kütüphanesinden bahsediyoruz.

Fikret Mualla’nın o rengârenk dünyasının ardında, ömrü boyunca süren bir akıl sağlığı mücadelesi ve yalnızlık olduğunu bilmek, onun o canlı renklerine bakarken insanın içini biraz burkuyor ama sanatının gücünü de bir o kadar artırıyor. Nuri İyem’in o iri gözlü kadınları ise sadece birer figür değil, Anadolu’nun sessizliğinin ve o bitmek bilmeyen sabrının ete kemiğe bürünmüş halidir.

Velhasıl; türk ressamların eserleri, birer süs eşyası olmanın çok ötesinde, bu toplumun dününe tutulmuş en sadık aynalardır. Bu aynaya baktığımızda bazen bir saray bahçesinin sükûnetini, bazen Kurtuluş Savaşı’nın o destansı tozunu, bazen de bir Anadolu kadınının bakışındaki o derin manayı görüyoruz. Bu paha biçilemez miras, sadece müzelerin soğuk duvarlarında değil, bizlerin bu hikayeleri her anlatışında yeniden hayat buluyor. Sanatla kalın, bu renkli mirası keşfetmekten asla vazgeçmeyin.

Yapay zekâ ile özetle

Bu yazıyı beğendiniz mi? Puanlayın!

5,00 (1 puanlama)
Loading...

Ozan Çağlar

Bilgi okyanusunda kulaç atıyor, keşfettiklerimi kıyıya taşıyorum. Meraklı bir dalgıç, tutkulu bir araştırmacıyım. Benimle gel ve derinlerde neler var birlikte öğrenelim.