Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu

İnsan bir müzeden içeri adımını attığında, her eserin kendine has bir aurası olduğunu fark eder. Ancak öyle bir tablo vardır ki, o sadece aurasıyla sizi etkilemez, sizi kolunuzdan tutup 1900’lü yılların başına, Bursa’daki o yorgun ama vakur Yeşil Camii’nin bir odasına götürür. Bahsettiğim eser, Türk resim sanatının sadece en pahalı değil, belki de üzerine en çok kafa yorulan başyapıtı olan Kaplumbağa Terbiyecisi.

Osman Hamdi Bey, 1906 ve 1907 yıllarında bu eserin iki farklı versiyonunu fırçasından çıkardığında, muhtemelen yüzyıl sonra bile her detayının bir dedektif gibi inceleneceğini biliyordu. Bu yazıda, o kırmızı kaftanlı adamın sabrından yola çıkıp, Osman Hamdi Bey eserleri arasındaki bu sarsılmaz zirveyi ve sanatçının o fırtınalı hayatını mercek altına alacağız.

Bu ikonik eserin detaylarında kaybolduktan sonra, diğer büyük Türk ressamların eserlerini de keşfederek dönemler arası bir kıyaslama yapabilirsiniz.

En iyi Resim öğretmenleri müsait
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (32 yorum)
Sevde
₺1250
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (12 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (32 yorum)
Sevde
₺1250
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (12 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Başlayın

Osman Hamdi Bey Kimdir? Bir Aydın, Bir Ressam, Bir Devrimci

Hani "on parmağında on marifet" derler ya, Osman Hamdi Bey (1842-1910) tam olarak bu sözün karşılığıdır. O sadece bir ressam değil; Osmanlı İmparatorluğu’nun tozlu toprağından antik medeniyetleri çıkaran bir arkeolog ve bugün göz bebeğimiz olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin mimarıdır.

Genç yaşta hukuk eğitimi için gittiği Paris’te, ruhunun kanun kitaplarında değil, boya kokulu atölyelerde olduğunu keşfetti. Jean-Léon Gérôme gibi dev isimlerin yanında dirsek çürütürken Batı’nın tekniğini kaptı ama kalbini Doğu’nun ruhundan hiç ayırmadı.

Osman Hamdi Bey

Sanayi-i Nefise Mektebi’ni kurarak bugün bile sanat dünyamızın kalbi olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin temellerini attı. Yani o, hem müze kuran hem de o müzelerin içini en kıymetli eserlerle dolduran bir kültür kahramanıydı.

Osman Hamdi Bey’in figüratif yaklaşımından yıllar sonra, halk sanatını merkeze alan Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Türk resminin nasıl evrildiğini göreceksiniz.

O Odada Neler Oluyor?

Şimdi gelin, tablonun içine bir adım atalım. Karşımızda, belindeki kuşağı sımsıkı bağlamış, sırtında hafif kamburuyla duran yaşlı ve bilge bir adam var. Üzerindeki o kan kırmızısı kaftan, odanın o soğuk, dökülmüş mavi çinileriyle öyle bir kontrast oluşturuyor ki, gözünüzü adamdan almanız imkansız. Başına gelişigüzel sardığı yemenisi ve arakiyesiyle tam bir derviş silüeti bu.

Peki, bu adam ne yapıyor? Arkası bize yarı dönük, önündeki alçak pencereden sızan o tek ışık kaynağına doğru bakıyor. Ayaklarının dibinde ise beş tane kaplumbağa, yerdeki yaprakları yemekle meşgul. Duvarlardaki sıvalar dökülmüş, çiniler yer yer kırılmış... Bursa’daki Yeşil Camii’nin o meşhur üst kat odasındayız aslında. Osman Hamdi Bey, mekanı o kadar gerçekçi resmetmiş ki, o dökülen sıvanın tozunu elinizle silecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz.

Bursa Yeşil Camii'nin üst katındaki tarihi odanın pencereleri ve dökülmüş turkuaz çinileri.
Hayal değil, gerçek bir mekan: Tablodaki o dökülmüş sıvaların ve meşhur mavi çinilerin aslı Bursa Yeşil Camii’nin bu huzurlu köşesinde saklı. | Kaynak: Hakan Eliacik / Shutterstock.com

Klasik ve akademik eğitimden kopuşun izlerini sürmek isterseniz, bir sonraki neslin öncüsü olan İbrahim Çallı sanat kariyeri size rehberlik edecektir.

Tablonun Derin Yorumları

İşte işin en hassas noktasına geldik. Bu tablonun bize anlatmak istediği o meşhur "sabır" meselesi. Yıllarca bu eser, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya, eğitmeye çalışan bir aydının yorgunluğunu temsil ediyor diye yorumlandı. Dervişin elindeki ney ve sırtındaki nakkare (küçük davul), bu hantal kaplumbağaları (yani halkı ya da bürokrasiyi) sanatla ve nezaketle yola getirmeye çalışmasını simgeliyor.

Osman Hamdi Bey Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosu

Kaplumbağa bu; ne yaparsan yap kendi bildiği hızda gider. Terbiyeci ise elindeki neyi üfleyemiyor bile, çünkü ellerini arkasında kavuşturmuş, bekliyor... O büyük bir "eyvallah" halinin resmi aslında.

Bir de o meşhur Lale Devri hikâyesi var ki, insanın içini bir tuhaf ediyor. Rivayete göre; Sadabad eğlencelerinde, gece karanlığında kaplumbağaların sırtına mum dikip onları bahçeye salarlarmış. Işıklı birer nokta gibi gezsinler diye... İşte tablodaki bu kaplumbağaların o dönemden kalma bir "direnişi" veya yavaşlığı temsil ettiği de sıkça konuşulanlar arasında. Her ne olursa olsun, bu tablo bize "Değişim zordur ama o derviş sabrına sahipsen, imkansız değildir" diye fısıldıyor.

Tablo'nun uzmanlarınca özenle yorumlandığı bir incelemesi...

Terbiyecinin derviş sabrını analiz ederken, sürgünlerle geçen ömründe umudu resmetmeye çalışan Abidin Dino eserleri incelemesi de ilginizi çekebilir.

En iyi Resim öğretmenleri müsait
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (32 yorum)
Sevde
₺1250
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (12 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Elyesa
5
5 (32 yorum)
Elyesa
₺2000
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sevde
5
5 (32 yorum)
Sevde
₺1250
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Ayşenur
5
5 (16 yorum)
Ayşenur
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Berkay
5
5 (20 yorum)
Berkay
₺799
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Neslihan
5
5 (31 yorum)
Neslihan
₺800
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Kübra
5
5 (12 yorum)
Kübra
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Sinem
5
5 (20 yorum)
Sinem
₺1500
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Rıdvan
5
5 (8 yorum)
Rıdvan
₺750
/saat
Gift icon
İlk ders ücretsiz!
Başlayın

Bir Başyapıt Neden İki Kere Yapılır?

Birçok kişi kaplumbağa terbiyecisi dendiğinde tek bir tablodan bahsettiğimizi sanır ama işin aslı öyle değil. Osman Hamdi Bey bu sahneyi o kadar sevmiş ya da anlatmak istediği hikaye o kadar derinmiş ki, bir yıl arayla iki farklı versiyon boyamış.

  • 1906 Versiyonu: Bu, hepimizin bildiği o devasa başyapıt. 222 cm x 122 cm boyutlarında, adeta bir kapı kadar büyük. Şu an İstanbul’daki Pera Müzesi’nde, o meşhur altın çerçevesiyle ziyaretçilerini karşılıyor.
  • 1907 Versiyonu: Bir yıl sonra yaptığı bu versiyon biraz daha küçük (136 cm x 87 cm). Detaylarda ise ufak ama can alıcı farklar var. Mesela bu versiyonda pencerenin kenarında bir de vazo yer alıyor ve kaplumbağaların dizilimi biraz daha farklı. Bu tablo ise Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin en kıymetli hazinelerinden biri.
Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun 2. versiyonu

Yukarıda yer alan ve Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi koleksiyonunda bulunan 1907 tarihli ikinci versiyon, ilk bakışta Pera’daki abisiyle aynı görünse de aslında Osman Hamdi Bey’in ustalığının yeni bir yorumudur.

beenhere
Dikkatli gözler için küçük bir ipucu!

Bu versiyonda pencere kenarında zarif bir vazo yer alırken, yerdeki kaplumbağaların dizilimi ve dervişin önündeki ışık hüzmesi daha farklı bir kompozisyon sunuyor. İlk tabloda 5 olan kaplumbağa sayısı burada da korunsa da, sanatçı bu kez mekanı biraz daha daraltarak dervişin o 'sabırlı bekleyiş' hissini daha da vurgulamış. Her iki eseri kıyaslamak, usta ressamın bir yıl içinde hikayesini nasıl sadeleştirdiğini görmek açısından büyüleyici.

İki tabloya da baktığınızda ressamın derdinin sadece bir figür çizmek değil, o anın içindeki o ağırbaşlı bekleyişi ölümsüzleştirmek olduğunu görüyorsunuz.

Osman Hamdi Bey'in Diğer Önemli Eserleri

Evet, "Kaplumbağa Terbiyecisi" onun imza işi ama osman hamdi bey eserleri dendiğinde karşımıza koca bir evren çıkıyor. O, fırçasını sadece bir dervişin kaftanına sürmedi; bazen bir sarayın haremine daldı, bazen de bir kadının zarafetini en ince ayrıntısına kadar tuvale mühürledi.

'Haremde' (1880)

Osman Hamdi Bey Haremde eseri

Osman Hamdi Bey, Batılı oryantalistlerin aksine, Haremi hayalperest ve abartılı bir yer olarak değil, gerçek bir yaşam alanı olarak resmetti.

1880 tarihli bu eserinde, kadınların günlük yaşamlarındaki o doğal, sakin ama bir o kadar da vakur duruşlarını görürüz. Onun gözünde harem, sadece kapalı bir kutu değil, estetiğin ve insan hikayelerinin harmanlandığı bir mekandır.

Bu tablodaki disiplin ve sabır temasının tam aksine, Paris sokaklarında savrulan bir yaşamın izi olan Fikret Mualla'nın dışavurumcu dünyasına göz atın.

'Mimozalı Kadın' (1906)

Gözlerinizi bu tablodan almanız zordur. Zarif bir kadının elinde tuttuğu sarı mimozalarla olan bu pozu, sanatçının portre konusundaki ustalığının zirvesidir. İlginç bir bilgi ekleyelim: Bu tablodaki kadının, Osman Hamdi Bey’in eşi Naile Hanım olduğu söylenir. Belki de bu yüzden, o fırça darbelerinde sadece ustalık değil, büyük bir sevgi ve zarafet de gizlidir.

Osman Hamdi Bey Mimozalı Kadın tablosu

'Silah Taciri' (1908)

Osman Hamdi Bey'in Silah Taciri tablosu

Bu eserinde bizi bir dükkanın içine davet eder sanatçı. Bir satıcının silahlarını sergilediği o sahne, dönemin eşyalarını, kıyafetlerini ve günlük ticaret hayatını adeta bir fotoğraf karesi gibi günümüze taşır. Osman hamdi bey, meslekleri resmederken aslında o dönemin sosyal yapısının da röntgenini çekiyordu.

Osman Hamdi'nin detaycı kompozisyonlarıyla, çizgilerin soyut bir dansa dönüştüğü Devrim Erbil eserleri arasındaki görsel farkı incelemek oldukça ufuk açıcıdır.

'Kaplumbağa Terbiyecisi' ve O Rekor Kıran Satış'ın Başarı Hikayesi

Gelelim bu tablonun sadece gönüllerde değil, rakamlarda da nasıl bir zirveye oturduğuna. "Kaplumbağa Terbiyecisi", Türk sanat tarihinin en büyük "değerini bulma" hikayelerinden birine sahip.

2004 yılına kadar belki sadece sanat çevrelerinin çok iyi bildiği bu eser, o yıl yapılan bir müzayedede tam
5

milyon TL gibi o dönem için hayal bile edilemeyecek bir fiyata satıldı.

Bu rakam, o güne kadar Türkiye’de bir sanat eseri için ödenen en yüksek meblağdı ve bir anda tüm Türkiye’nin gözünü bu dervişe çevirmesine neden oldu. Pera Müzesi’nin koleksiyonuna katılan bu eser, artık sadece bir tablo değil, Türk sanatının ekonomik ve prestijsel gücünün de bir sembolü haline geldi.

Bu Başyapıtları Nerede Görebiliriz?

Eğer bu yazıyı okuduktan sonra "Ben bu dervişin gözlerine yakından bakmalıyım" derseniz, rotanız belli:

  • Pera Müzesi (İstanbul): O devasa 1906 versiyonu burada sizi bekliyor.
  • Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (İstanbul): 1907 tarihli, vazolu ve daha butik olan o ikinci versiyon da burada sanatseverlere göz kırpıyor.

Her iki müze de sadece bu eserler için değil, barındırdıkları o muazzam atmosfer için bile haftanın belirli günlerinde mutlaka ziyaret edilmeli.

Bir Sabır Mirası ve Ötesi

Özetleyecek olursak; Kaplumbağa Terbiyecisi, sadece tuval üzerine sürülmüş boyalardan ibaret bir resim değildir. O, bir imparatorluğun en yorgun ama en umutlu döneminde, "Bu toplum nasıl dönüşür?" sorusuna verilmiş sessiz bir cevaptır. Osman Hamdi Bey, elinde neyiyle o kaplumbağaların başında beklerken aslında bize şunu fısıldar: Büyük dönüşümler gürültüyle değil, derin bir sabırla ve sanatın o ince zarafetiyle gerçekleşir. Bugün Pera Müzesi’nde o devasa tablonun karşısında durduğunuzda, aslında sadece bir sanat eserine değil, bir aydının kendi ülkesine duyduğu o çileli aşka bakıyorsunuz.

Osman Hamdi Bey eserleri içinde bu tablonun bu kadar sevilmesinin ve milyonluk rekorlar kırmasının sebebi de tam olarak budur. O, bizim hikayemizi anlatır. Hepimizin hayatında bir şekilde "terbiye etmeye" çalıştığı, yavaşlığından şikayet ettiği ama terk edemediği kaplumbağaları yok mu? Sanatçı, o dökülen çinilerin arasında bizlere "Vazgeçme, bak ben hala buradayım ve hala bekliyorum" der gibidir. Belki de bu yüzden, tablonun önünden geçen her ziyaretçi, dervişin o kambur duruşunda kendinden bir parça bulur.

Yazımızı bitirirken, bu büyük ustaya bir kez daha teşekkür etmek gerek. Eğer o, Paris’in ışıltılı sokaklarından dönüp Bursa’nın o rutubetli odasındaki o ışığı görmeseydi, bugün Türk resim sanatı çok daha eksik, çok daha renksiz kalacaktı. Bir dahaki sefere bir müze koridorunda o kırmızı kaftanı gördüğünüzde, sadece fiyata ya da şöhrete değil; o fırça darbelerinin arkasındaki "inanmışlığa" bakın. Çünkü gerçek sanat, sadece göze değil, yüzyıllar geçse de ruhun en derin köşesine dokunabilendir.

Sanatla kalın, o bilge dervişin sabrını ruhunuzdan eksik etmeyin.

Yapay zekâ ile özetle

Makaleyi beğendiniz mi? Puanlayın!

5,00 (1 puanlama)
Loading...

Ozan Çağlar

Bilgi okyanusunda kulaç atıyor, keşfettiklerimi kıyıya taşıyorum. Meraklı bir dalgıç, tutkulu bir araştırmacıyım. Benimle gel ve derinlerde neler var birlikte öğrenelim.