İtalya’nın başkenti, yüzyıllardır Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri olarak anılıyor. Her yıl 7 milyon turisti ağırlayan Roma, Avrupa’daki en çok ziyaret edilen 7. başkent konumunda. Onun hemen ardından ise 15. sırada yer alan Vatikan geliyor. Bunun en büyük nedeni, Roma’da gezip görülecek sayısız yerin bulunması. Peki Roma nerede diye merak edenler için küçük bir not: Şehir, İtalya’nın tam kalbinde, Lazio bölgesine bağlı olarak konumlanıyor.
Roma'nın güzelliğini anlatmaya gerek yok; tarihi binlerce yıla yayılan büyüleyici bir şehir. Burada dolaşmak adeta zamanda yolculuk yapmak gibi. Aynı zamanda her semtinin de kendine özgü bir hikâyesi, farklı bir yüzü var. Kimi yer antik kalıntılarla dolu, kimi ise enerjik gece hayatıyla büyülüyor. Yani Roma nereye bağlı sorusunun cevabı sadece coğrafi değil; tarih, kültür ve sanatla da bağlantılı bir şehirden söz ediyoruz.
Bu yazıda Roma şehir haritası üzerinden kentin farklı bölgelerine göz atacağız; Roma'da nereye gitmeli, nerede kalınır, neler yapılır sorularına yanıt vereceğiz. Hadi gel, tarihin, sanatın ve lezzetin kalbinde unutulmaz bir yolculuğa çıkalım.
Görülmesi gereken tarihi ve turistik noktaları planlarken, İtalya başkenti Roma rehberi yazısı rotanı netleştirir.
Antik Roma
Kolezyum ve Roma Forumu sayesinde Antik Roma’nın kalıntıları günümüze oldukça iyi korunmuş biçimde ulaşmış durumda. Roma’ya gelen her turistin mutlaka görmesi gereken bu bölge, şehrin kalbinde tarihin izlerini taşıyor. Metro ile kolayca ulaşabileceğin bu alan, Palatin Tepesi ve Kapitol Tepesi üzerinden binlerce yıllık bir geçmişi gözler önüne seriyor.
Burada dolaşırken taş yolların arasında yürümek, imparatorluk döneminin nefesini hissettirmek gibi. Her sütun, her kemer, her taş parçası bir hikâye anlatıyor; kimi zaferlerin, kimi entrikaların, kimi aşkların. Roma’nın nasıl bir uygarlığın temeli olduğunu anlamak için burası doğru başlangıç noktası.

Tapınaklar, heykeller ve sayısız turistik noktayla dolu bu bölge, günün hiçbir anında sessiz değil. Avrupa’nın dört bir yanından ve dünyanın her köşesinden gelen ziyaretçiler, Antik Roma’nın kalbinde adeta tarihle baş başa kalıyor. Roma Forumu, tarih meraklıları için kusursuz bir durak; burada zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsun çünkü zaman kavramı sanki burada duruyor.
Gezi süresini optimize etmek istersen Roma gezi süresi rehberi yazısındaki öneriler de oldukça işine yarar!
Aynı şekilde Kolezyum’u da ziyaret ettiğinde, kendini görkemli taş kemerlerin arasında, binlerce yıl öncesine ışınlanmış gibi hissediyorsun. Bu iki yapı, Roma’da mutlaka görülmesi gereken simgeler arasında. Eğer şehri gerçekten tanımak istiyorsan, Kolezyum’un gölgesinde bir an dur ve o taşların sessizliğini dinle.
Roma’nın atan kalbi Senato’nun mermerinde değil, Kolezyum’un kumlarındadır.
Kuzey Roma
Roma’nın kuzey bölgeleri, barok mimarinin zarafetiyle tanınır. Bu bölgede yürürken yalnızca tarih değil, stil de havada hissedilir. Sokaklarda yürüyen İtalyanların çoğu sanki az önce Moda Haftası podyumundan inmiş gibidir. Ayrıca lüks butiklerin, tasarım mağazalarının ve göz alıcı vitrinlerin sıralandığı caddeler, Roma’nın estetik yönünü en iyi yansıtan yerlerdendir.

Kuzeyde gezilecek yerler arasında öne çıkan noktalar;
- İspanyol Merdivenleri
- Trinità dei Monti Kilisesi
- Villa Borghese
- Borghese Galerisi ve Müzesi
- Villa Giulia
- Modern Sanat Müzesi
- Piazza del Popolo
- Pincio Tepesi
- MAXXI Çağdaş Sanat Müzesi
Roma’nın kalbinde yer alan İspanyol Merdivenleri, hem yerel halkın hem de turistlerin buluşma noktası. Piazza di Spagna’nın canlılığı ile Trinità dei Monti’nin zarif silueti burada birleşiyor. Güneş batarken merdivenlerde oturup sokak müzisyenlerini dinlemek, Roma’yı yaşamanın en keyifli yollarından biri.

Kültür ve sanatla ilgilenenler için burası tam bir açık hava müzesi gibidir. Özellikle Villa Borghese çevresi, sanatın, doğanın ve mimarinin iç içe geçtiği bir vaha sunar. Roma Termini tren istasyonu da bu bölgede yer alır; hemen yanında görkemli Santa Maria Maggiore Bazilikası yükselir.
Bu bölgeyi dolaşmak, Roma’nın zarafetini, sanatla yoğrulmuş modern yüzünü ve gündelik yaşamın ritmini aynı anda hissetmek için gerçekten de idealdir.
Konaklama ve bütçe planlaması için Roma tatili konaklama masraflar yazısına göz atmak faydalı olur.
Vatikan
Dünyanın en küçük bağımsız devleti olan Vatikan, hem Papa’ya hem de Katolik Kilisesi’nin merkezine ev sahipliği yapıyor. Roma’ya gelen herkesin mutlaka görmesi gereken bir durak. Aziz Petrus Bazilikası’nın kubbesinden şehrin panoramik manzarasını izlemek, Roma’yı kelimenin tam anlamıyla tepeden görmek demek. Ayrıca Vatikan Müzesi, yüzyıllar boyunca kilise tarafından toplanmış arkeolojik eserler, heykeller ve büyüleyici tablolarla dolu. Her bir salon, insanlığın kültürel mirasına dokunma hissi veriyor.

Rehberli bir turla Aziz Melek Kalesi’ni (Castel Sant’Angelo) ve Giardini Vaticani olarak bilinen görkemli bahçeleri de gezebilirsin. Sessiz yürüyüş yolları ve zarif peyzaj düzenlemeleriyle bu bahçeler, Vatikan’ın en huzurlu köşelerinden biridir.
Trastevere
Bir zamanlar turistlerin pek uğramadığı Trastevere, bugün Roma’nın en canlı bölgelerinden biri haline geldi. Tarihî merkezin batısında, Via Garibaldi üzerinden kolayca ulaşılabilen bu semt, taş sokakları, küçük kafeleri ve bohem atmosferiyle büyülüyor.

Bölgenin kalbinde Piazza Santa Maria de Trastevere ve yaklaşık 1800 yıllık geçmişe sahip Santa Maria Bazilikası bulunuyor. Ayrıca bu çevrede Trastevere’nin karakteristik sokak sanatının tipik örneklerini görmek mümkün.
Ünlü ressam Raffaello’nun eserlerini barındıran Villa Farnesina da burada yer alıyor. Ayrıca Janiculum Tepesi’ndeki botanik bahçesi, doğa ve sanatın bir arada var olduğu dingin bir durak sunuyor.
Trastevere, Roma’nın ruhunu modern yaşamla harmanlayan özel bir mahalle. Gün batımında Tiber Nehri kıyısında oturup şehrin ışıklarını izlemek, Roma’da geçirilen bir günü huzurla kapatmanın en güzel yolu.
Daha alternatif ve sakin rota arayanlar için Roma gezilecek yerler rehberi yazısı yeni fikirler sunacaktır!
Testaccio - Ostiense
Roma’nın Aventin Tepesi çevresinde yer alan bu iki semt, bir zamanlar lanetli olarak anılırdı. Rivayete göre Remus şehri burada kurmak isterken, Romulus Palatin Tepesi’ni seçmişti; sonucu biliyorsun, Romulus kazandı ve Remus öldü. Ancak İmparator Claudius’un ileri görüşlülüğü sayesinde Aventin Tepesi Roma’nın bir parçası haline geldi ve bugün şehrin en özgün atmosferine sahip bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu bölgede keşfedilecek çok şey var:
- Aventin Gül Bahçesi
- Portakal Bahçesi (Giardino degli Aranci)
- Aziz Sabina Bazilikası
- Santi Bonifacio ve Alessio Bazilikası
- Caius Cestius Piramidi
- Protestan Mezarlığı
- Sokak sanatının renkli örnekleri
Testaccio ve Ostiense, Roma’nın en yeşil ve karakteristik alanlarından. Dar sokaklarında yürürken duvarlardaki graffitiler birer açık hava galerisine dönüşüyor. Tarihle çağdaş sanatın yan yana var olduğu, hem sakin hem de yaratıcı bir atmosferi var bu mahallelerin.
Tarihi Merkez
Roma’nın tarihi merkezinde dolaşırken hangi dönemde olduğunu anlamak kolay değil. Rönesans, Orta Çağ ve Barok mimarinin izleri bir arada, adeta zamansız bir tablo gibi. Her köşe başında yeni bir çağ başlıyor, her bina farklı bir hikâye anlatıyor.
Antik Roma döneminden kalan yapılar arasında en etkileyici olanlar Pantheon ve Palazzo Altemps. Pantheon’un kusursuz kubbesi hâlâ mimarlık tarihinin en büyüleyici yapılarından biri olarak kabul edilirken, Palazzo Altemps sanat koleksiyonlarıyla Roma’nın zarif geçmişini gözler önüne seriyor.
Tarihi merkezde yürürken Roma’yı yalnızca bir şehir olarak değil, yaşayan bir tarih olarak hissetmek mümkün. Her adımında, taşlara sinmiş binlerce yılın sesi yankılanıyor.

Ayrıca semtin kalbinden geçen ana cadde olan Corso Vittorio Emanuele II boyunca yürüyebilir, Roma’nın zarif meydanlarını keşfedebilirsin. Piazza Navona’daki süs havuzu, sanat ve tarihin iç içe geçtiği etkileyici bir manzara sunar. Piazza Farnese’deki aristokrat zarafetini, Campo de’ Fiori’deki renkli çiçek pazarı dengeler; sabahları taze kokular, akşamları canlı sohbetler bu meydanı Roma’nın en keyifli duraklarından biri haline getirir.
Gezine devam ederken Palazzo Doria Pamphilj’in ihtişamlı salonlarını, Octavia Revakları’nın antik sütunlarını ve Marcello Tiyatrosu’nun etkileyici kalıntılarını ziyaret edebilirsin. Günün sonunda ise Largo di Torre Argentina’ya uğramayı unutma. Burada yalnızca tarih değil, kedi cenneti de seni bekliyor; Roma’nın en sevimli sakinleri, bu antik kalıntıların arasında özgürce dolaşıyor.
Nomentano
Nomentano, Roma’nın gençlik enerjisini en iyi yansıtan bölgelerden biri. San Lorenzo mahallesi, şehrin öğrenci kalbi sayılıyor; burada Roma’nın gençleri ders aralarında kahvelerini yudumluyor, akşamları ise canlı müzik eşliğinde sokaklara taşıyorlar. II. Dünya Savaşı’nda zarar görmesine rağmen hâlâ görkemini koruyan Aziz Pavlus Bazilikası (Papal Basilica of Saint Paul Outside the Walls) mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.
Aurelian Surları’na birkaç adım mesafede bir kafede oturup içki içmek ya da gece hayatına karışmak bu bölgenin ruhuna uygun bir deneyim. Nomentano’da ayrıca Sapienza Üniversitesi, çeşitli müzeler, barlar ve restoranlar da bulunuyor. Burası Roma’nın kültürel çeşitliliğini, gençlik atmosferini ve tarihini bir arada yaşatıyor.
Esposizione Universale di Roma (EUR)
EUR bölgesi, Roma’nın modernleşme hamlesinin sembolü. Faşist lider Mussolini tarafından 1942 Dünya Fuarı için planlanmış ama savaş nedeniyle tamamlanamamış. Yine de bugün, devlet binaları, müzeler ve mimari şaheserlerle dolu bir yerleşim alanı.
Ziyaret edilebilecek önemli yerlerden bazıları:
- Colosseo Quadrato (Kare Kolezyum) veya Museo della Civiltà Romana (Roma Kültürü Müzesi)
- Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi (Church of Saints Peter and Paul)
- INA ve INPS Sarayları
- Palazzo dei Ricevimenti e dei Congressi
- Museo Nazionale dell’Alto Medioevo (Ulusal Orta Çağ Müzesi)
- Museo Nazionale Preistorico Etnografico Luigi Pigorini (Prehistorik ve Etnografik Müze)
EUR, klasik Roma’nın antik taşlarından farklı olarak geometrik çizgileri, beyaz mermer yapıları ve geniş caddeleriyle şehrin modern yüzünü gösteriyor.
Roma’nın Modern Merkezi
Roma’nın modern merkezi, Termini İstasyonu çevresinde şekillenmiş. Burası hem yerli halk hem de turistler için yoğun bir geçiş noktası. Özellikle Trevi Çeşmesi, bölgenin en gözde durağı; ziyaretçiler dilek tutup çeşmeye bozuk para atarken, Roma’ya yeniden dönmeyi umuyorlar.
Ancak dikkat!!! Trevi çevresi fazlasıyla turistik olduğu için, sokak satıcılarının yüksek fiyatlı hatıra eşyalarına dikkat etmekte fayda var. Yine de buradaki kalabalık, kahkaha sesleri ve çeşmenin su şırıltısı, Roma’nın hiç sönmeyen enerjisini hissettiren bir tablo oluşturuyor.

Bunun dışında bölgede gezilebilecek pek çok müze de bulunuyor. Roma Çağdaş Sanat Müzesi (MACRO), Palazzo Massimo, Palazzo Barberini, Ulusal Roma Müzesi ve Quirinal Sarayı bunlardan sadece birkaçı. Ayrıca M.S. 3. yüzyıldan kalma Diocletian Hamamları (Terme di Diocleziano) da Roma’nın antik geçmişine tanıklık etmek isteyenler için görülmesi gereken yerler arasında.
Roma metrosunu kullanarak bu bölgeye ulaşmak oldukça kolay, bu da şehri gezmeyi çok daha keyifli hale getiriyor. Artık Roma’nın farklı bölgeleri hakkında genel bir fikir edindin; dolayısıyla bir sonraki tatilinde “dolce vita” yani tatlı hayat seni bekliyor.
Superprof'ta İtalyanca Özel Dersleri
Roma hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsan, diğer yazılarımıza da göz atabilirsin. Ayrıca İtalyanca öğrenmeyi düşünüyorsan, Superprof üzerinden özel dersler alarak bu deneyimi bir adım öteye taşıyabilirsin.
Superprof’ta üç temel ders formatı bulunuyor.. Bire bir özel dersler, online dersler ve grup dersleri. Her biri farklı avantajlar sunuyor, dolayısıyla seçim tamamen sana ve öğrenme tarzına bağlı.
Bire bir özel dersler, öğrenciyle eğitmenin doğrudan çalıştığı ve tüm dikkatin sana yöneldiği derslerdir. Bu format, öğrenme sürecinde en etkili yoldur çünkü ders planı tamamen senin hedeflerine göre şekillendirilir.
Online derslerse, bire bir derslere çok benzer ama internet üzerinden yapılır. İyi bir bağlantın, bir kamera ve mikrofonun varsa, dünyanın her yerinden İtalyanca öğrenebilirsin.
Grup dersleri ise bütçesini düşünenler için ideal bir seçenek. Birden fazla öğrenci aynı eğitmenle çalıştığından, kişi başına düşen ücret azalır. Üstelik arkadaşlarınla birlikte İtalyanca öğrenmek hem motive edici hem de eğlencelidir. Elbette, bire bir derslerdeki kadar kişisel ilgi görmeyebilirsin, ama paylaşarak öğrenmek çoğu zaman dili daha hızlı içselleştirmeni sağlar.
Roma’yı keşfetmek ve İtalyanca’yı yaşarken öğrenmek işte gerçek dolce vita tam da bu!









